<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sorosçu Aslanlar</title>
	<atom:link href="http://www.soroscuaslanlar.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.soroscuaslanlar.com</link>
	<description>soroscuaslanlar.com</description>
	<lastBuildDate>Tue, 15 May 2012 09:09:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
<image><title>Sorosçu Aslanlar</title><url>http://yourimg.url/</url><link>http://www.soroscuaslanlar.com</link></image>		<item>
		<title>Mağdurum da Mağdurum!!</title>
		<link>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/05/magdurum-da-magdurum.html</link>
		<comments>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/05/magdurum-da-magdurum.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 08:53:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zenci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.soroscuaslanlar.com/?p=1094</guid>
		<description><![CDATA[<p>Son günlerde medyada (nasıl çalıştıklarını tapeler açıklanınca gördük) pompalanmaya çalışılan bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Fenerbahçe bu kadar zor koşullara rağmen final maçına çıktığı için bu sene iki şampiyon varmış. Fenerbahçe&#8217;nin bu sürece rağmen, final maçına kadar ligi getirmesi takdir edilmeliymiş. Onların bu yaptığı olayın büyüklüğünden ne kadar zor bir iş başardıklarından bahsedilip duruluyor. Fenerbahçe&#8217;yi kutlamamız gerekiyormuş. Bakalım öyle mi?</p>
<p>Yeryüzünde, suçlunun güçlü olduğu, suçlunun mağdur ilan edildiği kaç ülke var bilmiyorum ama bunların bizim ülkemizde yaşanıyor olması artık o kadar kanıksanmış ki utanmadan herkes aynı şeyi söyleyebiliyor. Şimdi bakalım Fenerbahçe&#8217;nin yaşadığı söylenen bu zorlu süreçlerin müsebbibi kimdir? Kabahat bizde&#8230; <a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/05/magdurum-da-magdurum.html" class="read_more"><br/><br/>Var daha &#62;&#62;&#62;</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde medyada (nasıl çalıştıklarını tapeler açıklanınca gördük) pompalanmaya çalışılan bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Fenerbahçe bu kadar zor koşullara rağmen final maçına çıktığı için bu sene iki şampiyon varmış. Fenerbahçe&#8217;nin bu sürece rağmen, final maçına kadar ligi getirmesi takdir edilmeliymiş. Onların bu yaptığı olayın büyüklüğünden ne kadar zor bir iş başardıklarından bahsedilip duruluyor. Fenerbahçe&#8217;yi kutlamamız gerekiyormuş. Bakalım öyle mi?</p>
<p>Yeryüzünde, suçlunun güçlü olduğu, suçlunun mağdur ilan edildiği kaç ülke var bilmiyorum ama bunların bizim ülkemizde yaşanıyor olması artık o kadar kanıksanmış ki utanmadan herkes aynı şeyi söyleyebiliyor. Şimdi bakalım Fenerbahçe&#8217;nin yaşadığı söylenen bu zorlu süreçlerin müsebbibi kimdir? Kabahat bizde mi yoksa başkasında  mı?</p>
<p>Karşımızda sürekli mağdur olan, konu ne olursa olsun sürekli doğruyu, etiği kendileri yaptığını iddia eden bir camia ve buna inandırılmış taraftarlar var. 3 temmuzda başlayan süreci o kadar iyi yönettiler ki çıkmamaları gereken bir maça çıkmayı başardılar. Ama gene de biz onları tebrik etmeli kutlamalıyız final maçına kadar bu işi getirdikleri için.</p>
<p>Şike sürecinde herhangi bir kulubun, herhangi bir futbol figurunun hiç bir rolü yoktur. Bu süreç tamamen Fenerbahçeli yöneticilerin kabahatidir. Telefon tapeleri herşeyi net bir şekilde ortaya koyuyor. Hiçbirimiz gidin şike yapın demedik ama yöneticileri şike yapmış ve şike yapıldığından bilgisi olduğundan emin olduğum Aykut Kocaman dahil bu işlere girmeyen ama sessiz kalan yöneticiler &#8220;yapmayın bu işleri ayyuka çıkarsa mağdur oluruz&#8221; dememişler. Eee kendi yöneticin şikeyi yaptı, kendi teknik direktorunun ve yoneticilerinin haberi var, kendin ettin kendin buldun. Ben niye seni tebrik edeyim yahu &#8216;şike soruşturmasına&#8217; rağmen bu işi buraya kadar getirdiğin için. Gene söylüyorum sen o kadar kayırıldın ve kollandın ki çıkmaman gereken maça çıkardılar seni. Senin yüzünden play off denen 6 maçlık garabeti çektim ben. Ama hala sen mağdursun değil mi?</p>
<p>Bunların bir futbolcusu var, sahanın ortasında, nickim de zenci olduğu için rahatlıkla yazıyorum, zenci bir oyuncuya &#8220;fucking nigger&#8221; dediği uzman raporlarınca belgenen. Aynı oyuncunun bu konulardaki ilk sabıkası da değil. Maçtan sonra Zokora açıklama yapmasa üstü örtülecek olay, bir anda patladı, Önce itiraf etti demiş olabilirim falan diye sonra bir baktık Emre mağdur olmuş. Niye çünkü gizlenen belgelerle, raporlarla alması gereken cezayı almadığı için sinirlenen ve kendi cezasını veren Zokora Emre&#8217;ye tekme attı diye. Şimdi olaya bakalım. Irkçılık yapan bunlar, ceza almayan bunlar ama tekme yediler diye mağdur olan gene bunlar.</p>
<p>Gelelim son maça, play offta oynayacak takımlar belli olduğunda herkesin emin olduğu bir konu vardı: son maç GS-FB arasında olacaktı. Beklenilen oldu ve son haftaya FB-GS maçı denk geldi, maçlar oynandı ve son maça çıkarken iki takımında şansı vardı falan, buraları okuyan herkes biliyor zaten. Maç öncesi kupa alınsın, alınmasın geyikleri dönüyor ve TFF kararını açıklıyordu, &#8220;Kupa Kadıkoy&#8217;de şampiyon takıma veilecek&#8221;. Herkes artık biliyordu bunu. Ama herkesin emin olduğu ve istatistiklerin gösterdiği şey şampiyonun Fenerbahçe olacağıydı. Maç sonucu malum. Şampiyon Galatasaray oldu ve olaylar olaylar.</p>
<p>Bir kulüp düşünün, &#8220;ezeli rakibinin sahasında şampiyonluk kupasının kaldırmak&#8221; gibi  belki de bir daha 1000 yıl sonra denk gelecek bir şans yakalamışsın ve federasyon kupayı o gün şampiyona vereceğini açıklamış. O kupayı orada almak için herşeyi yapmaz mı? Yapar. Tabii ki Galatasaray&#8217;da yaptı, çünkü yapması gerekendi. Kupayı sahada aldırmamak için yaptıkları alaverelere girmiyorum bile. Taraftarları polise saldırdı, olaylar çıktı, biber gazları derken bir suru olaylar çıktı gene.</p>
<p>Gene inanılmaz bir medya pompalaması başladı. Neymiş Galatasaray niye sahada kaldırmakta direnmiş? Daha anlayışlı olamazlarmıymış? TFF gelmiş de soyunma odasında verelim demiş. Vali güvenlik tedbiri alamam demiş falan filan. Galatasary&#8217;ın sahada kupa almasını  engellemek isteyen Fenerbahçeliler sinirlenmiş olaylar çıkmış. Yahu bu durum Galatasaray&#8217;ı ne kadar ilgilendirir? TFF kararını açıklamış kupa orda verilecek, takım da bu kural dahilinde orda kupasının almak istiyor ee problem?İşte bu yüzden Fenerbahçe taraftarı ve kulubü gene mağdur olmuş. Biber gazı yemişler, olaylar çıkmış. Taraftarı o psikolojiye ben mi surukledim? Sen 15 yıldır ektiğin düşmanlık tohumlarının meyvesini bu şekilde topluyorsan ben mi kabahatliyim arkadaş?</p>
<p>Aslında üzülürüm ben böyle insanlara ama inanın artık üzülmüyorum. Kılavuzları Bedri olanların, Lube olanların, 12 numara olanların, ANAP&#8217;lı sosyalist devrimci olanların, Ercan olanların, Nihat olanların, Şekip olanların bunu hakettiklerini bile düşünüyorum artık.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/05/magdurum-da-magdurum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meğerse Biz Anlamamışız</title>
		<link>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/05/megerse-biz-anlamamisiz.html</link>
		<comments>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/05/megerse-biz-anlamamisiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2012 23:36:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>haz etmem rapidden</dc:creator>
				<category><![CDATA[91. Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.soroscuaslanlar.com/?p=1087</guid>
		<description><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/05/megerse-biz-anlamamisiz.html/snapshot010" rel="attachment wp-att-1088"><img class="aligncenter size-full wp-image-1088" title="dia-hakan" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/05/Snapshot010.jpg" alt="" width="500" height="375" /></a></p>
<p>NOT: BU YAZI, DÜN AKŞAMKİ EFSANEVİ ŞAMPİYONLUĞA RAĞMEN, SIRF BENİM TAKINTIMDAN DOLAYI BİR MİKTAR NAÇİZANE TAKTİKSEL ANALİZ İÇERECEKTİR.</p>
<p>&#160;</p>
<p>Önce ligin devre arasında sorduğum, sonra Arena&#8217;daki BJK maçı sonrasında sorduğum o 2(iki) cevapsız soruya takım dün cevap verdi. Birincisi: &#8220;Forvetler neden oyundan çıktı?&#8221;</p>
<p>Fatih Terim öyle büyük adammış ki, &#8220;o yapar, sen sonra belki anlarsın belki anlamazsın&#8221; sözü gerçekten doğruymuş. Forvetler BJK maçında çıkıp da takım 4 &#8211; 6 &#8211; 0&#8242;a dönünce, sahada Aydın, Sabri, Eboue gibi süratli ve patlayıcı gücü olan oyuncular kalmıştı. Bu forvetsizlik, BJK takımının takım halinde saldırmasına ve savunmamızdaki konsantrasyon eksiklikleri sonucu 2 gol atmasına&#8230; <a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/05/megerse-biz-anlamamisiz.html" class="read_more"><br/><br/>Var daha &#62;&#62;&#62;</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/05/megerse-biz-anlamamisiz.html/snapshot010" rel="attachment wp-att-1088"><img class="aligncenter size-full wp-image-1088" title="dia-hakan" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/05/Snapshot010.jpg" alt="" width="500" height="375" /></a></p>
<p>NOT: BU YAZI, DÜN AKŞAMKİ EFSANEVİ ŞAMPİYONLUĞA RAĞMEN, SIRF BENİM TAKINTIMDAN DOLAYI BİR MİKTAR NAÇİZANE TAKTİKSEL ANALİZ İÇERECEKTİR.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Önce ligin devre arasında sorduğum, sonra Arena&#8217;daki BJK maçı sonrasında sorduğum o 2(iki) cevapsız soruya takım dün cevap verdi. Birincisi: &#8220;Forvetler neden oyundan çıktı?&#8221;</p>
<p>Fatih Terim öyle büyük adammış ki, &#8220;o yapar, sen sonra belki anlarsın belki anlamazsın&#8221; sözü gerçekten doğruymuş. Forvetler BJK maçında çıkıp da takım 4 &#8211; 6 &#8211; 0&#8242;a dönünce, sahada Aydın, Sabri, Eboue gibi süratli ve patlayıcı gücü olan oyuncular kalmıştı. Bu forvetsizlik, BJK takımının takım halinde saldırmasına ve savunmamızdaki konsantrasyon eksiklikleri sonucu 2 gol atmasına sebep olmuştu.</p>
<p>O gün Terim&#8217;in yapmaya çalıştığını dün anladım. Baros &#8211; Elmander &#8211; Neco oyundan çıktıktan sonra Aydın Yılmaz 3. bölgede kalan tek oyuncu olmuştu. Ve son Baros değişikliği sonrasında, takım tam üç (evet, üç, 3!) kere Fenerbahçe&#8217;yi kendi yarı alanında futbol argosundaki tabiriyle donsuz, saha tabiriyle eksik adamla yakaladı. Aslında Terim, BJK maçında FB maçının antrenmanını yaptırmıştı. Gol atmak için topu tüfeği alıp gelen rakibini, 0(sıfır) forvetin de verdiği gazla tamamen üzerine çekmek, 2. bölge ile 1. bölge arasında amansız bir baskı yapmak, kazanılan topları ivedi bir şekilde sür&#8217;atli oyuncuya aktarıp rakibi eksik yakalamak. BJK maçında bu kumpasın işlememesinin sebebi, savunmadaki oyuncularımızın maçı 2 &#8211; 0&#8242;dan sonra ciddiye almamalarıydı.</p>
<p>Fenerbahçe maçında, rakibi 3 kere eksik adamla yakalayan takım yine de gol bulamadı. 3&#8242;ünde de Aydın Yılmaz topu ayağından gereksiz yere açtı ve savunma oyuncularının yetişmesine olanak tanıdı. İşte bu da, ligin devre arasında sorduğum diğer soruya cevap verdi:</p>
<p>&#8220;Xerdan Şakiri ısrarı neden?&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şampiyonluk Kadıköy&#8217;de geldi.</p>
<p>Dün yazarken, şampiyonluğun esas oğlan olmadığından dem vurmuştum. Ben bu maçta Terim&#8217;in o eski taktiksel felsefe takıntısından vazgeçebildiğini gördüm. Son derece esnek bir hale gelmiş zihni. Ve uyguladığı taktikler bir şekilde başarılı oluyor.</p>
<p>Üstün motivasyon yeteneğinin yanına sakinliği de eklemiş. Maç sonu Aykut Kocaman&#8217;a sarılıp onu soyunma odasına bırakması hem büyük incelik; hem de gelecek yabancı maddelerden korunmak için çok zekice bir yoldu. (Bu kısmı şaka tabii.)</p>
<p>GALATASARAY&#8217;ın ne olduğu, yazının ana fotoğrafında gizli. Dia&#8217;nın HAKAN BALTA&#8217;ya kontrolsüz tekmesi sonrası çoğu futbolcu bırak oynamayı, yürümeyi bile zul görürdü. HAKAN çıktı, paşalar gibi son dakikaya kadar topunu oynadı.</p>
<p>GALATASARAY&#8217;ın ne olduğu, ELMANDER&#8217;de gizli. Tamam biliyoruz, bacağı kopsa koltuk değneğiyle oynar ama, artık bir sezonun yorgunluğu ona da sakat sakat oynama izni vermedi. Bu ELMANDER&#8217;in karakterinde var ama, inanmamış &#8220;hiçbir&#8221; topçu o sakatlık sonrası oynamakta diretmez. Geç diretmeyi, adam sakat ayağına darbe almasa gol bile atıyordu!</p>
<p>Gördünüz mü o fotoğrafı? ELMANDER&#8217;in ayağı sarılıyordu hani. Kupanın olduğu standın hemen önünde. İşte &#8220;gidişat&#8221; yazılarında bahsettiğim &#8220;Terimistik Felsefe&#8221; tam olarak buydu. Oynayabiliyor musun? OYNA! Sakatlandın mı? HEMEN İYİLEŞMEYE ÇALIŞ! Sakatlığı bahane etmeden, gerekirse kanını akıtarak, sadece takımın için oyna. Gücü yetmedi Elmander&#8217;in. Yetmesin, o an dedim içimden: &#8220;O kupa bizim lan, imkanı yok başka türlüsünün.&#8221;</p>
<p>Gelecek ne olacak?</p>
<p>Bilemem. UEFA kararlarını açıklamadan önce ne desek boş. Şimdi sadece, şampiyonluğa değil; böyle bir teknik adama, böyle futbolculara (76 HARİÇ!)  sahip ve böyle bir camiaya ait olduğuma sevinçliyim. Gerisi lâf u güzâf.</p>
<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/05/megerse-biz-anlamamisiz.html/metinsukur-2" rel="attachment wp-att-1089"><img class="aligncenter size-full wp-image-1089" title="metinşükür" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/05/metinşükür1.jpg" alt="" width="779" height="366" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/05/megerse-biz-anlamamisiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saygı Duymazsan, Rencide Olursun</title>
		<link>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/05/saygi-duymazsan-rencide-olursun.html</link>
		<comments>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/05/saygi-duymazsan-rencide-olursun.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 22:26:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>haz etmem rapidden</dc:creator>
				<category><![CDATA[Maç Günü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.soroscuaslanlar.com/?p=1082</guid>
		<description><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/05/saygi-duymazsan-rencide-olursun.html/metinsukur" rel="attachment wp-att-1085"><img class="aligncenter size-full wp-image-1085" title="metinşükür" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/05/metinşükür.jpg" alt="" width="779" height="366" /></a></p>
<p>&#160;</p>
<p>Biri Hakan Şükür, biri Metin Oktay. Biri efsanevi 5 &#8211; 1&#8242;lik kupa finalinden, biri tarihin en bilindik görüntülerinden, iki fotoğraf. Bu iki adamı Galatasaray tarihine kazıyan, ortak noktaları neler? Büyük golcü olmaları mı? Amenna, ikisi de büyük golcü. Lâkin Tanju Çolak da büyük golcüydü. Dönemin en popüler simaları olmaları mı? Sanırım bu, efsane olmak için yeterli değil.</p>
<p>Bu iki adamın yegâne ortak noktaları: Galatasaraylılık duruşuna sahip olmalarıdır.</p>
<p>Bir insana kin tutmamak için, kendisine faul yapıldığında yüzünü bile kaldırmayan METİN OKTAY, Galatasaray efsanesidir. Futbol hayatı boyunca yalnızca bir (evet bir, 1!) kez kırmızı kart görmüş, onu da haksız yere&#8230; <a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/05/saygi-duymazsan-rencide-olursun.html" class="read_more"><br/><br/>Var daha &#62;&#62;&#62;</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/05/saygi-duymazsan-rencide-olursun.html/metinsukur" rel="attachment wp-att-1085"><img class="aligncenter size-full wp-image-1085" title="metinşükür" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/05/metinşükür.jpg" alt="" width="779" height="366" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Biri Hakan Şükür, biri Metin Oktay. Biri efsanevi 5 &#8211; 1&#8242;lik kupa finalinden, biri tarihin en bilindik görüntülerinden, iki fotoğraf. Bu iki adamı Galatasaray tarihine kazıyan, ortak noktaları neler? Büyük golcü olmaları mı? Amenna, ikisi de büyük golcü. Lâkin Tanju Çolak da büyük golcüydü. Dönemin en popüler simaları olmaları mı? Sanırım bu, efsane olmak için yeterli değil.</p>
<p>Bu iki adamın yegâne ortak noktaları: Galatasaraylılık duruşuna sahip olmalarıdır.</p>
<p>Bir insana kin tutmamak için, kendisine faul yapıldığında yüzünü bile kaldırmayan METİN OKTAY, Galatasaray efsanesidir. Futbol hayatı boyunca yalnızca bir (evet bir, 1!) kez kırmızı kart görmüş, onu da haksız yere görmüş HAKAN ŞÜKÜR, Galatasaray efsanesidir. Onları efsane yapan, rakiplerine olan derûnî saygılarıdır. Çünkü GALATASARAY gollere, asistlere, başarıya değil; fair play&#8217;e, adamlığa ve SAYGIya &#8220;efsane&#8221; mertebesi verir.</p>
<p>Galatasaray, rakibine saygı duymayı &#8211; yönetiminden taraftarına &#8211; bir an bile bıraktığında, en büyük hezimetleri yaşamıştır. 2000&#8242;deki 0 &#8211; 1&#8242;lik maç da, bu sezonki 1 &#8211; 2&#8242;lik maç da bu SAYGI eksikliğinin ürünüdür. Galatasaray taraftarı rakibini &#8220;RENCİDE&#8221; etmek için takımını desteklemez. Galatasaray takımı sahaya rakibini &#8220;RENCİDE&#8221; etmek için çıkmaz. Galatasaray ananelerinde bu yoktur, olamaz. Eğer ki pusula şaşar, yollar kaybolursa, paragrafın başında bahsettiğim hezimetler yaşanır.</p>
<p>Bizim efsanelerimiz Metin&#8217;dir, Hakan&#8217;dır. Bizim şiarımız saygı olmalıdır. Rakibimiz KİM OLURSA OLSUN, bu saygı nefrete, kine, intikam dürtüsüne dönüşmemelidir. Bu hisler Galatasaray&#8217;ın ancak ve ancak zehiri olur. 13 yıllık Kadıköy serüveni bize gösteriyor ki, bu hisler Galatasaray&#8217;a değil rakibine yaramakta. Galatasaray kaostan, kinden, nefretten değil; ananelerinden beslenir. Bu ananelerin içinde rakibi küçümsemek, aşağılamak olamaz.</p>
<p>12 Mayıs 2012 itibariyle, bu akşam 2011 &#8211; 12 sezonu sona eriyor. Derbi bu, taktiği tekniği belli olmaz. Ne olacağı konusunda en ufak fikrim yok. Bu dibine kadar pisliğe batmış futbol ortamında derdim ŞAMPİYONLUK da değil. Ben yarını, Kadıköy&#8217;de rakibine saygı duyan, kendi oyununu korkmadan oynayan, beraberliğe yatmadan cesur olan, tribünlerden gelecek taşkınlıklara bir GALATASARAYLI gibi göğüs geren bir takım izlemek ümidiyle bekliyorum.</p>
<p>Şampiyonluk gelir geçer. Galatasaraylılık bâki kalır ve; GALATASARAY bir his takımıdır. Kin takımı değil.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/05/saygi-duymazsan-rencide-olursun.html/metinsukur" rel="attachment wp-att-1085"><img class="aligncenter size-full wp-image-1085" title="metinşükür" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/05/metinşükür.jpg" alt="" width="779" height="366" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/05/saygi-duymazsan-rencide-olursun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İki Yol Var Demistin, Hangisini Seceyim ?</title>
		<link>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/04/iki-yol-var-demistin-hangisini-seceyim.html</link>
		<comments>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/04/iki-yol-var-demistin-hangisini-seceyim.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Apr 2012 21:37:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>13</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.soroscuaslanlar.com/?p=1074</guid>
		<description><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/04/iki-yol-var-demistin-hangisini-seceyim.html/yildirim-demiroren" rel="attachment wp-att-1077"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1077" title="yildirim-demiroren" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/04/yildirim-demiroren-400x281.jpg" alt="" width="400" height="281" /></a></p>
<p>Özet gecelim olabilecekleri; yarin dusurmeyeceklerine dair pek de net olmayan akillari karsitiran bir aciklama gelir tff tarafından. Sebep belli; sonrasında gelebilecek muhtemel yerel ve uluslararası tepkileri gore carka musait ortam bir ortam yaratmak. Akabinde ise herkesin malum oldugu uefa’nin bu olaya iliskin olan net tavri tff’ye ihtar olarak doner. Bu ihtar sonunda tff’nin onunde iki yolu var; dusurme veya ikame baska uydurma cezalar verme. Dusurmeme sonunda olacaklar ise belli; fifa tarafindan ulusal takima gelecek olan uluslararasi turnuvalardan men cezası ve uefa tarafindan kuluplere gelecek olan avrupa kupalarindan men cezasi. Buna ek olarak uefa’nin, tff’nin bu kararı üzerine iki yolu var; birincisi bu karari temyiz niteliginde ust merci olan cas’a tasimak&#8230; <a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/04/iki-yol-var-demistin-hangisini-seceyim.html" class="read_more"><br/><br/>Var daha &#62;&#62;&#62;</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/04/iki-yol-var-demistin-hangisini-seceyim.html/yildirim-demiroren" rel="attachment wp-att-1077"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1077" title="yildirim-demiroren" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/04/yildirim-demiroren-400x281.jpg" alt="" width="400" height="281" /></a></p>
<p>Özet gecelim olabilecekleri; yarin dusurmeyeceklerine dair pek de net olmayan akillari karsitiran bir aciklama gelir tff tarafından. Sebep belli; sonrasında gelebilecek muhtemel yerel ve uluslararası tepkileri gore carka musait ortam bir ortam yaratmak. Akabinde ise herkesin malum oldugu uefa’nin bu olaya iliskin olan net tavri tff’ye ihtar olarak doner. Bu ihtar sonunda tff’nin onunde iki yolu var; dusurme veya ikame baska uydurma cezalar verme. Dusurmeme sonunda olacaklar ise belli; fifa tarafindan ulusal takima gelecek olan uluslararasi turnuvalardan men cezası ve uefa tarafindan kuluplere gelecek olan avrupa kupalarindan men cezasi. Buna ek olarak uefa’nin, tff’nin bu kararı üzerine iki yolu var; birincisi bu karari temyiz niteliginde ust merci olan cas’a tasimak ve orada bozdurmak. İkincisi ise zaten pek de sıcak bakmadığı tff yönetim kurulunu fesh edip yerine gecerek, dusurme kararini almak. Tum olacaklar esasen su paragraftan ibaret, her iki yolun sonunda da varilan adres ayni. Her sey tff&#8217;nin ikinin birli kombinasyonuna dair kabiliyetinden ibaret.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/04/iki-yol-var-demistin-hangisini-seceyim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>In Hoc Signo Vinces</title>
		<link>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/04/in-hoc-signo-vinces.html</link>
		<comments>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/04/in-hoc-signo-vinces.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Apr 2012 22:06:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>naergon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.soroscuaslanlar.com/?p=1070</guid>
		<description><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/04/in-hoc-signo-vinces.html/1-2" rel="attachment wp-att-1072"><img class="alignnone size-large wp-image-1072" title="gs" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/04/11-574x768.jpg" alt="" width="574" height="768" /></a></p>
<p>Kan, sidik torbaları, Ali Aydın, ter, çamur, Melih Gümüşbıçak, 16 dakika, 2-2, Cesar Prates, üfleyerek sönmeyen ateş, Bilica, darağacı, kalk Appiah kalk, 12 Numara, dağ başını alan duman, Yürüyedur, Fatih Terim&#8230; Bitmez Galatasaray &#8211; Fenerbahçe muhabbeti. Hayatta üzerine konuşamadığımız bu kadar şey varken bitmesin de zaten. Irkçılığı da, muasır medeniyetler seviyesine gelmeyi de, adaleti de, etiği de, şerefsizliği de, yalanı da, gerçeği de Galatasaray ve Fenerbahçe&#8217;nin bitmez savaşı üzerinden konuşuyoruz. Peki neden?</p>
<p>İki takımın inanılmaz derecede büyük olması yüzünden değil mesela. Büyüklük kavramına objektif de yaklaşsak, subjektif de salya akıtsak bu ülke futbolunda iki büyük yok. Zamanla tek büyük&#8230; <a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/04/in-hoc-signo-vinces.html" class="read_more"><br/><br/>Var daha &#62;&#62;&#62;</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/04/in-hoc-signo-vinces.html/1-2" rel="attachment wp-att-1072"><img class="alignnone size-large wp-image-1072" title="gs" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/04/11-574x768.jpg" alt="" width="574" height="768" /></a></p>
<p>Kan, sidik torbaları, Ali Aydın, ter, çamur, Melih Gümüşbıçak, 16 dakika, 2-2, Cesar Prates, üfleyerek sönmeyen ateş, Bilica, darağacı, kalk Appiah kalk, 12 Numara, dağ başını alan duman, Yürüyedur, Fatih Terim&#8230; Bitmez Galatasaray &#8211; Fenerbahçe muhabbeti. Hayatta üzerine konuşamadığımız bu kadar şey varken bitmesin de zaten. Irkçılığı da, muasır medeniyetler seviyesine gelmeyi de, adaleti de, etiği de, şerefsizliği de, yalanı da, gerçeği de Galatasaray ve Fenerbahçe&#8217;nin bitmez savaşı üzerinden konuşuyoruz. Peki neden?</p>
<p>İki takımın inanılmaz derecede büyük olması yüzünden değil mesela. Büyüklük kavramına objektif de yaklaşsak, subjektif de salya akıtsak bu ülke futbolunda iki büyük yok. Zamanla tek büyük haline gelmiş bir kulüp ve iki birbirinin yancısı takım var. Ona büyüklük denmez, genişlik denir. Ahlaksızlıkları içine almayı bilen takımlar bu ligin en genişleri, aynı bokun laciverdi de ligin en genişi olarak kalmaya devam etsin, bir itirazımız yok. Galatasaray Fenerbahçe çekişmesinin bu kadar büyümesinin, Şansal Büyüka gibi bakarsak her yıl iki tane &#8220;asrın derbisi&#8221; oynanmasının, sabah kahvesini içmemiş Mehmet Demirkol gibi bakarsak bir kara delik gibi bütün ışığı yutmasının tek nedeni var. İki zıt kutbun en uç noktalarının savaşı olması. Buna ister iyi-kötü, ister derin-sığ, ister kırmızı-lacivert olarak bakın. Her kurumda olduğu gibi ara sıra bazı istisnalar olsa da, Galatasaray kurulduğu günden bu yana kültürün, çok yönlülüğün, kontrollü gücün, kendini geliştirmenin, dışa açılmanın, kaybetmeyi kabullenmemenin, karakterin, kurulduğu ilin sol yakasıyla sınırlı kalmayıp, o yakanın adını aldığı coğrafyada adını duyurabilecek büyüklüğe ulaşabilmenin sembolü. Lafını sakınan bir insan değilim, Fenerbahçe bunun tam zıttı olarak sığlığın, tek yönlülüğe bağnazlık derecesinde bağlılığın, kontrolsüz patlamaların, kendi yağında kavrulmanın, dışa kapanmanın, kazanmaya alışamamanın, avamlığın, bulunduğu ilin sağ yakasına zincirli kalmaktan son derece mutlu olmanın sembolü. Bir minibüs önündeki taksiye vursa 500 kişi toplanıp izleyen milletiz. Işığın karanlıkla, iyinin kötüyle, suyun ateşle olan ilişkisine benzer bir ilişkide devam eden Galatasaray Fenerbahçe savaşının zirve yaptığı maçlardan bir önceki günün arife sayılıp yarım gün tatil olmaması şaşırtıcı asıl.</p>
<p>Yarın, hatta saat 00:12 olduğu için bugün, bu çarpışmalardan biri daha yaşanacak. Galatasaray daha önce defalarca kazandığı Türkiye Ligi&#8217;nde bir kez daha şampiyon olup asıl evi olan Şampiyonlar Ligi&#8217;ne geri dönmek, Adnan Polat ile tozlanan masanın üstünü temizlemek, &#8220;büyümek&#8221; için, Fenerbahçe ise yıllardır yaptığı ahlaksızlıklara, yanlışlara, yolsuzluklara &#8220;sonuçta başarılı takımız&#8221; dayanağını bir kez daha yaratabilmek için sahaya çıkacak. İki takımdan birinin futbolcuları teknik direktörünün cümlelerine yürekten inanacak, sahaya sadece kazanmak için değil daha büyük şeyler başarmak için çıkacak, diğerinin futbolcuları ise kendi takımının diğerinden üstün olduğuna, bunu göstermek ve bütün yılı taraftar gözünde kurtarmak için tek bir 90 dakika sonunda skor üstünlüğünü sağlamanın yeterli olduğuna inanarak. Herkesin zihnine kazılı böyle bir rekabeti sayfalarca yazmaya, yazıyı maç öncesi gazı yüzünden uzatmaya, iki takımı tekrar tekrar baştan tanımlamaya gerek yok. Aynı anlamı veriyormuş gibi görünür bazı kelimeler. Galatasaray yarın başarmak için, Fenerbahçe ise kazanmak için sahada olacak. Maç sonunda kim soyunma odasına sırıtarak gider bilmem. Ama galiptir bu yolda mağlup cümlesini söyleyenler biz olmayız, mağlup da bu yola çıktığından beri mağlup.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/04/in-hoc-signo-vinces.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yoksa Konu O da Değil &#8211; Muslera&#8217;nın Penaltısı</title>
		<link>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/04/yoksa-konu-o-da-degil-musleranin-penaltisi.html</link>
		<comments>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/04/yoksa-konu-o-da-degil-musleranin-penaltisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Apr 2012 13:09:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>haz etmem rapidden</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Lig]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.soroscuaslanlar.com/?p=1062</guid>
		<description><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/04/yoksa-konu-o-da-degil-musleranin-penaltisi.html/8aa7c3b47777dc7ee7aac731f5d0710c9c7477c2" rel="attachment wp-att-1063"><img class="aligncenter size-full wp-image-1063" title="metinoktay" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/04/8aa7c3b47777dc7ee7aac731f5d0710c9c7477c2.jpg" alt="" width="600" height="600" /></a></p>
<p>&#160;</p>
<p>İlk olarak, Muslera penaltı atarken ekrana yansıyan <strong>Volkan Babacan</strong> suratı var. Bu adama “ayıp oldu” diyecek kişiler ancak fenerbahçeli ya da Galatasaray düşmanı olabilir. Zira kendisi daha sezon başı Twitter hesabından aklınca Fernando Muslera ile alay etmeye kalkmıştı. Fernando’nun penaltı attığı kaleci kendisi olunca o açıdan sıkıntı yok. Maç sonrası da “<strong>Suat Arslanboğa ve ekibini kutlarım</strong>” şeklinde ezikçe bir tweeti insanlarla muhattap eden kendisi. Maçtan önce, son olarak da “<strong>aldığımız nefesi bile tutamıyorsak, öfkemizi neden tutalım?</strong>” diyerek combo yapmış. Evet yazmıştı bunu.</p>
<p>&#160;</p>
<p>Mevzubahis konu Manisaspor taraftarları da değil. Geçen sezon Galatasaray cebelleşirken küme düşmemek için çırpınan takımların&#8230; <a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/04/yoksa-konu-o-da-degil-musleranin-penaltisi.html" class="read_more"><br/><br/>Var daha &#62;&#62;&#62;</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/04/yoksa-konu-o-da-degil-musleranin-penaltisi.html/8aa7c3b47777dc7ee7aac731f5d0710c9c7477c2" rel="attachment wp-att-1063"><img class="aligncenter size-full wp-image-1063" title="metinoktay" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/04/8aa7c3b47777dc7ee7aac731f5d0710c9c7477c2.jpg" alt="" width="600" height="600" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İlk olarak, Muslera penaltı atarken ekrana yansıyan <strong>Volkan Babacan</strong> suratı var. Bu adama “ayıp oldu” diyecek kişiler ancak fenerbahçeli ya da Galatasaray düşmanı olabilir. Zira kendisi daha sezon başı Twitter hesabından aklınca Fernando Muslera ile alay etmeye kalkmıştı. Fernando’nun penaltı attığı kaleci kendisi olunca o açıdan sıkıntı yok. Maç sonrası da “<strong>Suat Arslanboğa ve ekibini kutlarım</strong>” şeklinde ezikçe bir tweeti insanlarla muhattap eden kendisi. Maçtan önce, son olarak da “<strong>aldığımız nefesi bile tutamıyorsak, öfkemizi neden tutalım?</strong>” diyerek combo yapmış. Evet yazmıştı bunu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mevzubahis konu Manisaspor taraftarları da değil. Geçen sezon Galatasaray cebelleşirken küme düşmemek için çırpınan takımların taraftarları bile “<strong>Cimbom kümeye</strong>” diye tezahürat yapıyorlardı. Bu durum sadece Manisa’ya özgü değil. Bu adamlar için çok sıkıntı olmaz, en fazla bu kaleciye penaltı attırma işini kendileri değil başka bir takım yaptığı için kızarlar, ki biz buna taraftar olmanın getirdiği çifte standartlı yaklaşım diyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Konu ile ilgili son çentik olan Fenerbahçe yaklaşımını da aradan çıkartayım. Zaten o mantığın da bu genel durumdan farkı yok. Volkan Demirel saf olarak rakip tribünleri tahrik etmek için topu kıçıyla düzeltirken hep bir ağızdan “hsdajfhslşkhgjhslşal <strong>büyüksün Volkan</strong>” diyenler; bugün Muslera penaltı attı diye etikten ahlaktan bahsetmemeli. O iş o kişilere kalmadı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gelelim saf olarak işin penaltı atma kısmına. Fernando o maçta, sahada gol atmamış olarak duran tek adamdı. Penaltı olunca önce tribünler Muslera’nın adını telaffuz etti. Topu ilk alan Selçuk İnan’dı. <strong>Yani ortada Nando penaltı atsın diye düşünülmüş bir prodüksiyon yoktu.</strong> Tribünlerin bu tezahüratları sonrasında hem oyuncular hem Fatih Terim bu işe olur dediler. Kendisi de bir heves gitti penaltıyı kullandı ve golünü atmış oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Burda esas üzerinde durduğum konu, Manisasporlu futbolcuların durumu. Küme düşmüşler, seneye ne olacakları belli değil, moralleri bozuk, 2 – 0 yenikler derken; bir de ligin en iyi futbol takımı olduğu körler hariç herkes tarafından kabul gören Galatasaray, kalecisini penaltı atmaya gönderiyor. <strong>Yaşadıkları, çok küçük düşürücü bir durum.</strong> Yaşatan da Galatasaray.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Biliyorum ki Muslera da, takım da amaç olarak Manisaspor’u rezil etmeyi düşünmedi. Lakin ne yılların tecrübesi olarak Fatih Terim, ne de geçen sezon Galatasaray çapında sıkıntılar yaşayan ve durumun hassasiyetini bilen topçular bu duruma izin vermemeliydiler. Çok iyi amaçlarla yapılan hareketler bazan karşınızdaki insanı yaralayabilir. Dünkü penaltı hadisesi de aynen bu şekilde oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Galatasaray kalecisine büyük bir jest yaptı ama; gel gör ki <strong>küme düşmüş bir takımın futbolcuları bu jest aracılığıyla kendilerini küçük düşürülmüş hissettiler.</strong> Türkiye’de futbolun babası olan Galatasaray camiasından bir kişi bile rakibin yanlış düşüneceğini akıl edemedi. Bu hadise, bu takıma karşı bu zamanda yapılmamalıydı. <strong>Rakip Ankaragücü olduğunda Terim televizyon ekranlarında çok dokunaklı ve güzel mesajlar vermişti. O maça hatta yedeklerle çıkmıştı.</strong> Manisa maçında ise Muslera’nın penaltı atmasına olur verdi. Bu iki davranış arasında düşünce farkı var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her neyse, sonuç itibariyle benim nazarımda olmaması gereken bir hareket oldu bu. Leş kargalarına da gün doğdu. Olmamış olmasını yeğlerdim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/04/yoksa-konu-o-da-degil-musleranin-penaltisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şimdi Size Milan Baros&#8217;u Anlatacağım. : )))))</title>
		<link>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/02/simdi-size-milan-barosu-anlatacagim.html</link>
		<comments>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/02/simdi-size-milan-barosu-anlatacagim.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 13:57:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>haz etmem rapidden</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Milan Baros]]></category>
		<category><![CDATA[Taraftar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.soroscuaslanlar.com/?p=1054</guid>
		<description><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/02/simdi-size-milan-barosu-anlatacagim.html/2yw9wf5" rel="attachment wp-att-1055"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1055" title="Milan_Baros" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/02/2yw9wf5-400x247.jpg" alt="" width="400" height="247" /></a></p>
<p>Ortadoğu&#8217;nun yahut spesifik olarak Türkiye&#8217;nin en önemli sorunlarından birisi, herkesin mâlumu olduğu üzere: <strong>Abartmak</strong>. Her konuda romantik bir biçimde &#8220;iyi&#8221; ile &#8220;kötü&#8221; arasındaki uçurumu o kadar derinleştiriyoruz ki, süreçlerin sonunda tamamiyle zıt iki kutup ortaya çıkıyor. Bu iki kutup da son tahlilde büyük dengesizlik oluşturuyor ve <strong>sevgili Tao&#8217;nun kemikleri sızlıyor.</strong> <img src='http://www.soroscuaslanlar.com/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Neyse. Konu milan Baros. <strong>Ömer Çatkıç&#8217;ın ilk defa Galatasaraylı oyunculardan somut tepki gördüğü son Antalyaspor maçı</strong>ndan sonra, küfür kâfir girişti herkes. Gördüğü kırmızı kartın haksız olduğunu anlamak için pozisyonu izlemek gerek. Ben izlemedim. Ayırt edebildiğim tek nokta, en fanatiğinden en ılımlısına kadar bütün&#8230; <a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/02/simdi-size-milan-barosu-anlatacagim.html" class="read_more"><br/><br/>Var daha &#62;&#62;&#62;</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/02/simdi-size-milan-barosu-anlatacagim.html/2yw9wf5" rel="attachment wp-att-1055"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1055" title="Milan_Baros" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/02/2yw9wf5-400x247.jpg" alt="" width="400" height="247" /></a></p>
<p>Ortadoğu&#8217;nun yahut spesifik olarak Türkiye&#8217;nin en önemli sorunlarından birisi, herkesin mâlumu olduğu üzere: <strong>Abartmak</strong>. Her konuda romantik bir biçimde &#8220;iyi&#8221; ile &#8220;kötü&#8221; arasındaki uçurumu o kadar derinleştiriyoruz ki, süreçlerin sonunda tamamiyle zıt iki kutup ortaya çıkıyor. Bu iki kutup da son tahlilde büyük dengesizlik oluşturuyor ve <strong>sevgili Tao&#8217;nun kemikleri sızlıyor.</strong> <img src='http://www.soroscuaslanlar.com/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Neyse. Konu milan Baros. <strong>Ömer Çatkıç&#8217;ın ilk defa Galatasaraylı oyunculardan somut tepki gördüğü son Antalyaspor maçı</strong>ndan sonra, küfür kâfir girişti herkes. Gördüğü kırmızı kartın haksız olduğunu anlamak için pozisyonu izlemek gerek. Ben izlemedim. Ayırt edebildiğim tek nokta, en fanatiğinden en ılımlısına kadar bütün taraftarın Baros&#8217;u haksız görmesiydi.</p>
<p>Ben, &#8220;<em><strong>Sorosçu Aslanlar</strong></em>&#8216;dan&#8221; biri olarak değil lâkin şahsi olarak Milan Baros&#8217;un yetersiz olduğunu ve takımdan gönderilmesi gerektiğini düşünüyorum ve bu düşüncem yaklaşık 1,5 sezondur net. Bu demek değil ki Baros&#8217;un topçuluk meziyetlerinden bîhaberim; onun dünya standartlarında bir önseziye ve pozisyon bilgisine sahip olduğunu, fizik olarak güçlü olduğunda rakip savunma için nükleer felaket kadar tehlikeli olduğunu bilmiyorum. <strong>Benim bunu bilmem, Milan ile ilgili görüşlerimi de değiştirmiyor maalesef.</strong> Çünkü istikrarsızlık ve fizik yetersizliğine bağlı kararsızlık, agresiflik, hakemle uğraşma vb menfî davranışlar Baros&#8217;un bütün meziyetlerini yok ediyor.</p>
<p>Dediğim gibi, Baros&#8217;un bu takımda çok önemli bir yere sahip oluşu; onun artık bu takımdan gitmesi için en önemli sebep. Çünkü bu kadar istikrarsız ve her an kırmızı kart görebilecek bir oyuncunun, bir takımda hayati bölgede alternatifsiz ve ilk tercih olması o takım için çok büyük bir zaafiyettir. <strong>Aksi gibi yedek bırakılabilecek bir adam da değil.</strong> Rakip onun üzerine oynar, hakemler önyargılı yaklaşır vb.</p>
<p>Şerh koyduğum nokta ise taraftarın tutumu. Maçtan sonra okuduğum ve dinlediğim yorumlarda Baros&#8217;un haksızlığı yanında, aşırıya kaçan hakaretler de gördüm. Hain damgası yemesinden tutun ahlaksızlığından çıkın. Ne ararsanız Baros&#8217;a dair söylenmiş. Baros gitmeli diyen belli bir kesim taraftara alenen saldıran bu kesim; şimdi de Baros&#8217;a saldırıyor. <strong>Çünkü ayarları yok.</strong></p>
<p>Konuyu kişilerden çıkartmalıyım. Milan Baros çok agresif. Yapabileceklerinin farkında ve bunları yapamadıkça çıldırıyor. Hırsını hakemden çıkarıyor. Yetersizliğine kılıf bulma çabasında ilk hedef hakem. <strong>Mevzubahis konumdaki oyuncunun &#8220;hain&#8221; damgası yemesi ise, hiçbir başarıyı hak etmeyen çoğunluk Galatasaray taraftarının terbiyesizliği.</strong> 2010 &#8211; 2011 sezonunda Rijkaard&#8217;ın son maçı olan, S.rv.t&#8217;in yıldızlaştığı, Ali Sami Yen&#8217;deki Ankaragücü maçında Milan Baros&#8217;u çıplak gözle izlemiştim. <strong>Bugün &#8220;hain&#8221; damgası yiyen adam o gün tek başına, abartmadan söylüyorum, &#8220;tek başına&#8221; batan gemiyi kurtarmaya çalışıyordu.</strong> Geminin kaptanı da o zaman gemideydi.</p>
<p>Bugün hain damgası yiyen Baros günü geldi rakiple didişirken kafası kanadı, günü geldi tek başına gömülü savunmalarla mücadele etti ve asla koşmaktan bıkmadı. Bahsettiğim Ankaragücü maçında da aşırı efor sarfetmekten dolayı kasığını yırtmıştı. <strong>Serçe parmağını kanepeye çarpınca içinde ölüme doğru giden saçma senaryolar kuran insanlar Baros&#8217;u &#8220;ihanetle&#8221; suçlamadan önce bugüne kadar asla mücadeleden kaçmadığını düşünmeliler.</strong></p>
<p>İşte Milan ile ilgili zıt kutup da oluşturuldu. Bir zamanların &#8220;<a title="&quot;The Return of The King&quot;" href="http://i41.tinypic.com/2rfwmc7.jpg" target="_blank"><strong>Return of The King</strong></a>&#8221; pankartına özne olan adamı gitti; fiziksel olarak yetersiz olduğu bir zamanda karlı ve iğrenç bir zeminde oyuna girip yine aynı hatayı yapan &#8220;hain&#8221; geldi. Bu iki sıfatı da aynı adamlar taktı.</p>
<p>Nasıl ki Adnan Polat&#8217;lı dönemde yerli oyunculara taraftarca reva görülen &#8220;aşağı seviyeye&#8221; karşı çıkıp o oyuncuların gereğinden fazla hırpalandığını, buna mukabil Elano, Kewell, Baros gibi yetersiz adamlara romantizme varan bir sevgi gösterildiğini savundu isem; bugün de Milan Baros gibi yetersiz de olsa karakterli bir oyuncunun hain damgası yemesini kaldıramam. Üzgünüm ama bu kafa yapısıyla da giderse bu taraftar asla başarıyı hazmedemez. Çünkü adam asmacayı kağıt üstünde değil, tribünde ve sosyal hayatta oynuyorlar.</p>
<p>Yürüyedur falan diyecek değilim. Zaten tiksiniyorum her yeni çıkan gence yürüyedur denmesinden. Vasat gibi mına koyim. Baros karakterli adamdır. Mücadeleden kaçmaz. Artık istikrar yakalayamayacağı, kondüsyonu düzeldiği anda sakatlanacağı, bu yetersizliklerden sonra da yine hakemlerle uğraşıp kırmızı kart göreceği malumdur. Bu adam budur ama hain değildir.</p>
<p>Hain kelimesinin içini boşaltıyor bu gereksiz hitaplar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/02/simdi-size-milan-barosu-anlatacagim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Olaylar Olaylar</title>
		<link>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/olaylar-olaylar.html</link>
		<comments>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/olaylar-olaylar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jan 2012 19:07:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>naergon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.soroscuaslanlar.com/?p=1049</guid>
		<description><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/olaylar-olaylar.html/fakyuersun" rel="attachment wp-att-1050"><img class="alignnone size-full wp-image-1050" title="fakyuersun" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/01/fakyuersun.jpg" alt="" width="480" height="500" /></a></p>
<p>Uzun zaman olmuş maç yazısı yazmayalı. İzlemediğimden değil de maçlar hakkında konuşmanın, yorum yapmanın, düşünmenin artık bir anlamı kalmamış olmasından. Şike denilen kavramın fiilen serbest bırakılmasından sonra, daha da önemlisi artık konuşmasıyla dalga geçmenin kesmediği, Türk futbol tarihinin en büyük dansözü Mehmet Ali Aydınlar&#8217;ın &#8220;ehehe ya şimdi biz bu takımları küme düşürmesek nolur ki?&#8221; sorusuyla birlikte UEFA&#8217;nın &#8220;allah belanızı versin artık ne bok yiyorsanız yiyin&#8221; tavrına gelmiş olmasından sonra bu maçı da konuşmanın bir anlamı kalmadı aslında. Cezaları sene sonuna bırakacağını söyleyen kurum UEFA&#8217;dan onayı aldıktan sonra &#8220;play-off&#8217;lardan önce açıklayacağız ki Fenerbahçe şampiyonluk grubuna kalmak için alması gereken puan&#8230; <a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/olaylar-olaylar.html" class="read_more"><br/><br/>Var daha &#62;&#62;&#62;</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/olaylar-olaylar.html/fakyuersun" rel="attachment wp-att-1050"><img class="alignnone size-full wp-image-1050" title="fakyuersun" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/01/fakyuersun.jpg" alt="" width="480" height="500" /></a></p>
<p>Uzun zaman olmuş maç yazısı yazmayalı. İzlemediğimden değil de maçlar hakkında konuşmanın, yorum yapmanın, düşünmenin artık bir anlamı kalmamış olmasından. Şike denilen kavramın fiilen serbest bırakılmasından sonra, daha da önemlisi artık konuşmasıyla dalga geçmenin kesmediği, Türk futbol tarihinin en büyük dansözü Mehmet Ali Aydınlar&#8217;ın &#8220;ehehe ya şimdi biz bu takımları küme düşürmesek nolur ki?&#8221; sorusuyla birlikte UEFA&#8217;nın &#8220;allah belanızı versin artık ne bok yiyorsanız yiyin&#8221; tavrına gelmiş olmasından sonra bu maçı da konuşmanın bir anlamı kalmadı aslında. Cezaları sene sonuna bırakacağını söyleyen kurum UEFA&#8217;dan onayı aldıktan sonra &#8220;play-off&#8217;lardan önce açıklayacağız ki Fenerbahçe şampiyonluk grubuna kalmak için alması gereken puan miktarını hesaplayıp ona göre maç satın alabilsin&#8221; demecini de çok gecikmeden verdi zaten. Ne bu organizasyonda bulunmanın, ne de bulunan takımlar hakkında konuşmanın bir anlamı yok. Ama tabii ki taraftarlık kültüründen nasibini almamış insanlar için yok. Şu ortamda &#8220;ya daha ne konuşalım, futbolun annesiyle samimi ilişkiler kuruyor ibneler, daha da izlemem&#8221; salaklığına girmek kadar tehlikeli bir şey yok. Bütün bunlar Illuminati&#8217;nin oyunları olabilir, hepsi gördüğümüz gibi gerçekleşiyor olabilir, derin devlet can sıkıntısından böyle şeyler kurguluyor olabilir. Ne olursa olsun bu gitti de gitti diye arkasından ağıtlar yakmaya başladığımız futbol, sahip olduğumuz tek futbol. Hani hayattan soğumuş ve intikam isteyen Galatasaray taraftarının içine su serpmek için konuşayım, Fenerbahçe&#8217;nin şu durumdan sonra başına gelebilecek en iyi senaryo şu: Silinen puanlarla sezon sonunda şampiyonluk grubuna kalamayacak olmaları, şampiyonluklarının alınması, önümüzdeki sezon iki tırt transfer için bile aylarca uğraşacak olmaları, doğal olarak şikeye bir daha bulaşamayacak olmaları ve kulüp var olmaya devam ettiği sürece Fenerbahçe Şikeciler A.Ş. olarak anılacak olmaları. Evet öfkeli kalabalığın gazını da aldığıma göre maç öncesine geçebiliriz.</p>
<p>Buz kaplı sahanın iki saatte &#8220;maç oynanabilir&#8221; konuma getirildiğinin söylenmesi bünyede hafif bir &#8220;lan?&#8221; ürküntüsü yarattı. Saha ister buzla kaplı olsun ister o buz yarım saatte çözülmüş olsun, maçtan bir gün önce kar-buz ikilisine maruz kalan toprak ne yaparsan yap yumuşamaz, düşen oyuncu kolay kalkamaz, sakatlanan daha çok acı hisseder, kısa pas tabanlı oyun zora girer, karambolü ve sertliği seven takımların habitatıdır kısaca. Genelde kadroda şu olsun bu olmasın gibi şeyler söyleyen biri değilim ama şu maç öncesi o sahada olmasını istemediğim tek oyuncu Emre Çolak&#8217;tı. Birincisi Emre fiziğine veya direncine değil önce tekniğine ve enerjisine, sonra da çoğu dengesiz gitse de ani ve sert şutlarına dayalı bir oyun oynuyor, şu sahada bu özelliklerinden herhangi birini etkili kullanması demek sadece iki ay içinde içinde mental olarak potansiyelinin çok çok üzerine çıkmış olması demekti, dolayısıyla beklenen bir şey değildi. İkincisi de Emre böyle sahalarda oynamaya yaşı yüzünden çok alışık bir oyuncu değil ve olası bir darbenin acısını 5-6 dakika içinde atmayı beklemek yerine sakatlandığını düşünüp çıkmak istemesi yüksek bir ihtimaldi. Daha üçüncü dakikada normal sayılabilecek bir darbeden ciddi kötü etkilenmesinden ve sonrasında oyundan tamamen düşmesinden de anlaşıldı. Emre şu maçta sağlam ve şartlardan etkilenmeyen bir performans sergilese zaten kaptanlığı ve 10 numarayı verir, sonra da neden götü kalktı bu çocuğun diye tartışıyor olurduk.</p>
<p>Maça dönmek gerekirse, Eskişehir kendi yarı sahasına yerleşerek Galatasaray&#8217;ın şartlara ve kendi sert oyununa vereceği tepkiyi tartarak başladı. Muhtemelen de Ersun Yanal&#8217;ın yapabileceği en talihsiz hamle buydu. Birkaç haftadır iyi oyununu sahaya koyamayan ama istekli bir Galatasaray&#8217;a şartlar nasıl olursa olsun kendi oyununu kurma şansı bırakmak, akıl sahibi bir insanın ortaya koyabileceği bir oyun anlayışı değil. Zaten Eskişehir oyuncuları da bu anlayışın salaklığının farkına varıp yerlerini terkederek zaman zaman oyunu orta saha bölgesinde sıkıştırmaya çalıştı ve moron Ersun&#8217;un &#8220;ben bu maçı telepatiyle kazanırım ulan&#8221; düşüncesini erken bozdu. Türk teknik direktörler ve oyuncuları arasında gerçekleşen sessiz çatışmanın en büyük örnekleri bunlar aslında. Gregory House yaratıcılığında olduğunu zanneden gerizekalı teknik direktörlerin uçuk taktikleri, içgüdüsel olarak sürekli mental savunma yapmayı reddeden ve zaten işe yaramayacak sistemi bırakıp giden oyuncularla karşılaşınca ortaya çıkan şey Türk futbolu oluyor. Olan da kaos halinde takılan rakibinin ne yapmaya çalıştığını çözemeyip random ataklarla sonuca gitmek zorunda kalan takımlara oluyor.</p>
<p>Yine de Eskişehir bu yapısal dezavantajını saha şartlarıyla birleştirerek iki yanlıştan bir doğru çıkarmayı başardı ve Galatasaray&#8217;ı maç boyunca sonuç getireceği ciddi şüpheli atak denemelerine mahkum etti. Şöyle maçlarda özellikle stres yaparken monitöre kafa atmamı engelleyen iki adam, Engin &#8220;yaparım bilirsin&#8221; Baytar ve Elmander&#8217;di doğal olarak. Hepsinin dışında takımın moralinin kötü olmadığını, geçtiğimiz üç sezonun herhangi birinde oynansa &#8220;lan bu sahada oynanır mı, kaybetsek de sorun olmaz&#8221; kafasında yayacak takımın gayet zinde ve düşünerek oynamaya çalışması, ataklarda allah ne verdiyse yardırmak yerine rakip savunmayı delecek hamlelerin peşinden gitmesi ümit verdi. Ama ne yazık ki olgunlaşmanın kıyısından bile geçmeyen atak varyasyonları da verdi. Bunun sonucunda da takım Eskişehirspor&#8217;un maç başında yaptığını yapıp rakip ceza sahasına fazla yaklaşmadan, orta saha bölgesinde atak olgunlaştırmayı deneyerek gol bulma çabasına girdi. Çözümü de basitti aslında, 45 dakikadır sahaya beton gibi yerleşen Eskişehirspor&#8217;u nasıl olacağı bilinmeyen bir şekilde dengesiz yakalayıp iki-üç kısa pasla golü bulma ütopikliğini bırakıp, savunmayı öne çekerek bu sahada ve o forvetlerle 20 kontratak yakalasa 19&#8242;unu ceza sahasına gelmeden harcayacak, birini de taca atacak rakibi boğmayı denemek çok daha mantıklı görünüyordu. Bunu denemek karambolden gol bulmaya çalışmak ve dolayısıyla Fatih Terim&#8217;in yerleştirmeye çalıştığı oyun anlayışından kopmak değil. Tam aksine kapanmak zorunda kalan rakibe karşı belli oranda pas yapabilmek ve beklerin oyuna katkısını maksimuma çıkarmayı sağlamak. Neyse, ilk yarı sahaya sarı formayla çıkmış 11 oyuncunun kafasındaki &#8220;çakal puan alma taktikleri &gt; iyi oyun mu lan yoksa&#8221; düşüncelerinin doruk noktasına ulaşmasıyla sona erdi ve ben sigara içmeye gittim. Evet.</p>
<p>İkinci yarıda benim beklediğim şey Fatih Terim&#8217;in Ersun Yanal&#8217;ın oyun anlayışında görünen tonla açığın bir kısmını kullanmak için takımın dizilişini değiştirmesiydi. Engin&#8217;in çıkışı ve Sercan&#8217;ın girişi de bunu bir anlamda gerçekleştirdi. Hiçbir takım forvetinde altı tane çok yönlü forvet taşımadığı için mecburen yapılan Sercan hamlesi de teoride başarısız olacak gibi duruyordu. Şahane zeminlerde bile son vuruşlarını taç çizgisine tehlike yaratacak şekilde kullanabilen Sercan doğal olarak en kontrollü oyuncuların bile top kullanmada sorun yaşadığı sahada zorlandı. Yine de yapılabilecek başka bir şey olduğunu söylemek zor. Takım oyunu rakip sahaya yönlendirebilmek için çift forvete dönmek zorundaydı, ama Baros&#8217;un yokluğunda yedek kulübesinde &#8220;forvet&#8221; tanımına uyabilecek tek adam Sercan olduğu için o kullanıldı. O kadar yazıyorum ama böyle maçlarda hata aramak, oyunu eleştirmek, futbolcuların performansını değerlendirmek kadar gerizekalı bir şey yok aslında. Saha şartları, Baros&#8217;un yokluğu, Galatasaray kadrosunda bu ortamda vasat altı kalmayacak kadar mental gücü olan sadece üç oyuncu olması, Eskişehirspor&#8217;un maçı kilitlemek için her türlü çakallığı yapması, Cüneyt Çakır&#8217;ın Alper Potuk&#8217;u oyundan atmamak ve Galatasaray&#8217;ı sindirmek için komik olmaya başlaması ve saha dışında dönmeyen oyun kalmamasına, takımın bir süredir kendi oyununu kabul ettirmekte zorlanması da eklenince bu deplasmandan üç puanla dönmek için rakibi savunmada kalmaya zorlayacak en az iki &#8220;yıldız&#8221; ismin olması gerektiği maç öncesinde de belliydi. Yıldız futbolcu geyiği şu hayatta en tiksindiğim şeylerden olsa da, nasıl orta sahada Melo gibi rakibin canını sıkan, varlığıyla tehdit yaratan bir adam varsa Galatasaray hücumunda da böyle bir adam olmalı. Rakibin savunmada kalmak için kağıt üzerinde bir nedeni yoksa kalmaz. &#8220;Elmander topu ceza sahasına 100 metre kala alacak da, paslaşarak kaleye yaklaşacak da, sonra iyi bir pas gelecek o da bu zeminde lak diye topu doksana oturtacak&#8221; kafasındaki bir takımın kendine güvenmemesi için herhangi bir sebep yok. Belki de Ünal Aysal&#8217;ın içinde kalan o büyük transfer isteği bu yüzden ortadaydı.</p>
<p>Son 15 dakikaya girilirken saha hala sert, Eskişehirspor hala çakal, Cüneyt Çakır hala eyyamcı, Emre ve Selçuk da hala kafa olarak oyuna dönememiş durumdaydı. Dolayısıyla o gol gelmedi, dolayısıyla her maç sonunda 3 değil aslında 1.5 puan olduğunu tekrar hatırladığım kavram 0.5 puan olarak hanemize yazıldı. Eskişehirspor puanını 32&#8242;ye yükselterek olduğu yerde kaldı ve Trabzonspor maçı öncesi &#8220;çirkeflik işe yarıyor la ahah&#8221; morali yakaladı. LigTv kameraları pek göstermedi ama işin karambol golüne veya bir şans atağına kaldığı ortaya çıkınca Ersun Yanal sanırım koltuğuna iyice yayılıp son yarım saati yüzündeki o ibne pure evil sırıtışıyla izlemiştir.</p>
<p>Maç sonrası için söylenecek bir şey yok. Futbolun dışında kalması gereken şeyler yüzünden bırakılan iki puanın arkasından ağlanmaz. Fikstürdeki en zor üç maçtan biri geride kaldı, takım hala lider, yapılacak olası bir hücum oyuncusu transferiyle bundan sonra kaybetmesi de çok olası değil. Galiptir bu yolda berabere kalan deyip hayata devam etmek lazım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/olaylar-olaylar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şike En Kolayı</title>
		<link>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/sike-en-kolayi.html</link>
		<comments>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/sike-en-kolayi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 14:54:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zenci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.soroscuaslanlar.com/?p=1042</guid>
		<description><![CDATA[<p>İlk günden itibaren Türkiye&#8217;deki şike soruşturmasını dikkatlice izliyoruz hepimiz. İddianame açıklanmadan once ortaya çıkan dedikodular, fotograflar, videolar ve bence bilinçli olarak yapılan dezenformasyon, iddianamenin açıklanması ve ek delil klasörlerinin artık rahatça erişilebilmesi ile birlikte herkes artık durumla ilgili ciddi fikir sahibi oldu. Bu durum hem futboldaki kirli düzeni ve yöneticilerin gerçek yüzlerini görmemizi sağladı hemde şike ve aslinda bence daha onemlisi kişilerin federasyon uzerindeki yillardir soylenen ancak bir turlu gosterilemeyen etkilerin ne boyutlarda olduguna dair kanaatlerin yavaş yavaş oluşmasına yol açtı.</p>
<p>Mahmut Özgener doneminde federasyonun yonetim erkini tamamen baska kisilere devrettigi ek delil klasorlerindeki tapelerden net bir sekilde goruluyor. Fikstur&#8230; <a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/sike-en-kolayi.html" class="read_more"><br/><br/>Var daha &#62;&#62;&#62;</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlk günden itibaren Türkiye&#8217;deki şike soruşturmasını dikkatlice izliyoruz hepimiz. İddianame açıklanmadan once ortaya çıkan dedikodular, fotograflar, videolar ve bence bilinçli olarak yapılan dezenformasyon, iddianamenin açıklanması ve ek delil klasörlerinin artık rahatça erişilebilmesi ile birlikte herkes artık durumla ilgili ciddi fikir sahibi oldu. Bu durum hem futboldaki kirli düzeni ve yöneticilerin gerçek yüzlerini görmemizi sağladı hemde şike ve aslinda bence daha onemlisi kişilerin federasyon uzerindeki yillardir soylenen ancak bir turlu gosterilemeyen etkilerin ne boyutlarda olduguna dair kanaatlerin yavaş yavaş oluşmasına yol açtı.</p>
<p>Mahmut Özgener doneminde federasyonun yonetim erkini tamamen baska kisilere devrettigi ek delil klasorlerindeki tapelerden net bir sekilde goruluyor. Fikstur ayarlamalari, hakem atamalari inanilmaz seyler goruluyor. Aslinda bu tapelerin cikmasi futbol camiasinin icinde ne tur pisliklerin oldugunu gostermesi acisindan cok cok iyi oldu. Bugun ortada dolanan adamlarin aslinda birbirinin arkasindan nasil ana avrat cektikleri, birbirlerini nasil sucladiklari, federasyon secimi surecinde,  yetki makam ve mevki icin birbirlerine nasil yavsadiklari o kadar guzel goruluyor ki. Kurum ve kuruluslara ayar cekmeler, ustunluk saglama calismalari inanilmaz geliyor insana. Ancak hepsinin yapildigi bu klasorleri onyargiyla okumayan herkes tarafindan goruluyor.</p>
<p>Aslinda bu durumda kurallarin ve TFF talimatlarinin ne oldugu hersey ortada. Ancak hicbir kurumu, hicbir isi dogru duzgun yapamayan Turkiye&#8217;de TFF&#8217;nin de dogru karar vermesini ya da dogrulari hemen uygulamasini beklemek biraz hayaldi. Surece &#8220;Olay dusundugumuzden cok daha ciddi boyutlarda&#8221; lafiyla baslayip su gunlere &#8220;bir kereligine af&#8221; durumunda gelmek ciddi bir medya ve kamuoyu basarisidir. Aslinda surekli dile getirilen &#8220;olay sadece Fenerbahce uzerinden yuruyor yaa&#8221; aglamalarinin bilincli bir sekilde yapildigi o kadar belli ki. Durumu surekli Fenerbahce uzerinden islemek, medyadaki ve futbol camiasi uzerindeki Fenerbahce etkisini kullanmak, pek tabii yayin haklari disinda dogru durust hicbir geliri olmayan  Anadolu kulupleri icin en iyi yoldu bu para kaynaginin kurumamasi adina. Aslinda Fenerbahce&#8217;de dusmemek icin bunu istemiyor gibi gorunup en etkili sekilde kullandi bugune kadar.</p>
<p>İnanilmaz bir pompalama var su anda dusme yerine puan silme ile cezalarinin verilecegi ve bu cezalari UEFA&#8217;nin kabul ettigi yonunde. Aslinda bu pompalamanin ana amaci topluma bu durumu kabullendirmek. UEFA&#8217;nin hic bir sekilde bu cezalari kabul etmeyecegi cok acik. İlk gunden beridir &#8220;kurallar aciktir herkes icin uygulanmali, sureci takip ediyoruz&#8221; tarzinda uyari iceren aciklamalari geldi. UEFA tarafindan haber alam insanlarda pazarliklarin yapildigini soyluyorlar surekli. Neyin pazarligi oldugunu bende tam bilmiyorum ama UEFA &#8216;nin da kafasinin cok rahat olmadigi oraya da baski yapan federasyonlarin ve delegelerin oldugunu biliyoruz.</p>
<p>Ozellikle İtalya ve Yunanistan federasyonlarinin ve UEFA delegelerinin, kurallarin kendi ulkelerine uygulandigi sekilde herkes icin uygulanmasini bekledikleri saklanmiyor zaten artik. UEFA&#8217;nin Fenerbahce ve Turkiye gibi dunya futbolunda etkisi cok az takim ve ulke icin  kendi guvenilirligine halel getirmek istemeyecegi cok acik. Aslinda bu durum bile su surecin ne kadar igrenc yonetildigini gosteriyor. Sen idare-i mashalat yapmaya devam edersen baskasi gelir aklini alir. Zaten surec de o yonde ilerliyor.</p>
<p>Aslinda incelenmesi gereken konular içinde en basiti şike gibi gorunuyor ek delil klasorlerini inceleyince. Zaten yapilan takip calismalari sonucunda ve bu ise adi karisan bazi futbolcularin ve menejerlerin itiraflari sonucunda ortada sike oldugu cok net. Bence detayli bir sekilde incelenmesi gereken konu fikstur ayarlamalari, hakem ayarlamalari ve federasyon secimindeki gelismelerin yonlendirilmesi. Bu sike muhabbetlerini arasinda unutturulmaya calisilan cok cok daha ciddi konular var. Bir baska yazimizda da bu konulari analiz edelim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/sike-en-kolayi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Frak Değil o, Parçalı ve Çubuklu!</title>
		<link>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/frak-degil-o-parcali-ve-cubuklu.html</link>
		<comments>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/frak-degil-o-parcali-ve-cubuklu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 11:59:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>13</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.soroscuaslanlar.com/?p=1035</guid>
		<description><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/frak-degil-o-parcali-ve-cubuklu.html/metin-lefter" rel="attachment wp-att-1039"><img class="aligncenter size-full wp-image-1039" title="metin lefter" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/01/metin-lefter.jpg" alt="" width="400" height="297" /></a></p>
<p>Neymiş, frak giyerlermiş. Hayır efendim ne frak giyerler ne de papyon takarlar, ya parçalı&#8217;yı seçerler ya da çubuklu&#8217;yu, ötesini değil. Futbolun esasen kendi içinde sahip olduğu değerleri hiçe saymanız ve onu kendi içinde eksik görmenizden ötürü değer katma adına &#8220;nasıl anlam katarım da elit spor haline getiririm&#8221; eksenli felsefi çalışmalarınız yüzünden futbol sadece futbol değil bugün. Belirtelim ki; futbol sadece futboldur ve havas kesime değil, avam&#8217;a aittir. Futbol&#8217;un kendi varlığı içinde sahip olduğu değerlerin sizin salladığınız aforizmalarla anlamlandırılmasına ihtiyacı da yoktur.</p>
<p>Belirtelim ki resimdekiler ne frak giymektedir ne de Metin ve Lefter&#8217;in yanında bulunan onlardan daha yaşlı duran şahıs,&#8230; <a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/frak-degil-o-parcali-ve-cubuklu.html" class="read_more"><br/><br/>Var daha &#62;&#62;&#62;</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/frak-degil-o-parcali-ve-cubuklu.html/metin-lefter" rel="attachment wp-att-1039"><img class="aligncenter size-full wp-image-1039" title="metin lefter" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/01/metin-lefter.jpg" alt="" width="400" height="297" /></a></p>
<p>Neymiş, frak giyerlermiş. Hayır efendim ne frak giyerler ne de papyon takarlar, ya parçalı&#8217;yı seçerler ya da çubuklu&#8217;yu, ötesini değil. Futbolun esasen kendi içinde sahip olduğu değerleri hiçe saymanız ve onu kendi içinde eksik görmenizden ötürü değer katma adına &#8220;nasıl anlam katarım da elit spor haline getiririm&#8221; eksenli felsefi çalışmalarınız yüzünden futbol sadece futbol değil bugün. Belirtelim ki; futbol sadece futboldur ve havas kesime değil, avam&#8217;a aittir. Futbol&#8217;un kendi varlığı içinde sahip olduğu değerlerin sizin salladığınız aforizmalarla anlamlandırılmasına ihtiyacı da yoktur.</p>
<p>Belirtelim ki resimdekiler ne frak giymektedir ne de Metin ve Lefter&#8217;in yanında bulunan onlardan daha yaşlı duran şahıs, futbola bu ikiliden neredeyse 10 yıl geç başlayan Vedat Okyar değil, İslam Çupi&#8217;dir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/frak-degil-o-parcali-ve-cubuklu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İkinci Bahar</title>
		<link>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/ikinci-bahar.html</link>
		<comments>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/ikinci-bahar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Jan 2012 02:09:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sherlock Holmes</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.soroscuaslanlar.com/?p=1037</guid>
		<description><![CDATA[<p>Galatasaray&#8217;ın ligin ikinci yarısının başlamasına rağmen çoğumuz için ne durumda olduğu transfer kadar mühim değil şu son günlerde. İsimler bir bir dile getirildikçe, takımın içinde bulunduğu durumun ehemmiyeti de geri planlara atılacak. Bu bir sorun değil, çünkü rakipsiz, dolu dizgin yolumuza devam ediyoruz. Kazanmayı da biliyoruz artık. Kazanılan maç sonrası kadar keyif veren bir diğer olgu şüphesiz transferdir fakat ben isimlerden yola çıkmayı tercih edenlerden değilim. Hiçbir zaman da &#8221; x diye bir futbolcu keşfettim süper &#8221; ekolünden olmadım. Bazen çeşitli platformlarda değerli takımdaşlarımın futbolcu önerilerini gördükçe futbolu ne kadar sığ takip ettiğim gerçeği ile yüzleşiyorum ama zoruma gitmiyor. Benim&#8230; <a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/ikinci-bahar.html" class="read_more"><br/><br/>Var daha &#62;&#62;&#62;</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Galatasaray&#8217;ın ligin ikinci yarısının başlamasına rağmen çoğumuz için ne durumda olduğu transfer kadar mühim değil şu son günlerde. İsimler bir bir dile getirildikçe, takımın içinde bulunduğu durumun ehemmiyeti de geri planlara atılacak. Bu bir sorun değil, çünkü rakipsiz, dolu dizgin yolumuza devam ediyoruz. Kazanmayı da biliyoruz artık. Kazanılan maç sonrası kadar keyif veren bir diğer olgu şüphesiz transferdir fakat ben isimlerden yola çıkmayı tercih edenlerden değilim. Hiçbir zaman da &#8221; x diye bir futbolcu keşfettim süper &#8221; ekolünden olmadım. Bazen çeşitli platformlarda değerli takımdaşlarımın futbolcu önerilerini gördükçe futbolu ne kadar sığ takip ettiğim gerçeği ile yüzleşiyorum ama zoruma gitmiyor. Benim işim de gücüm de Galatasaray&#8217;ı konuşmak.</p>
<p>İsimler üzerinden yeteri kadar konuşan var, bir de yırtık dondan çıkar gibi benim scout edalarında nağme yapmam gereksiz olur. Ben işin metot kısmında takılı kalanlardan olarak, özellikle yabancı transferinde genç futbolcu transferine şiddetle karşı çıkanlardanım. İsim fark etmeksizin düşüncemin de arkasındayım.</p>
<p>Sosyal yaşantınızda beşeri ilişkilerinizi düzenlerken, hep bir önceki ilişkilerinizde yaşadıklarınızdan pay biçerek kendinize davranış biçimini kapsayan bir sistem oluşturursunuz. O sistem, sizin o güne kadarki ilişkileriniz sonra süzgecinizden geçirip en ideal sistem olduğuna kanaat getirdiğiniz ve uygulamakta tereddüt etmediğiniz bir sistem olur. Çevreden yeni bir öneri ya da nasihat gelse dahi, &#8221; benim zaten tıkır tıkır işleyen bir sistemim var, kurcalamaya gerek yok &#8221; deyip kulak arkası yaparsınız. En azından ben öyle yapıyorum. Halihazırda işleyen bir sistemi, sonucunda ne ile karşılaşacağımı bilmediğim &#8211; başkaları için işlevselliği, benim için ne derece işlevsel olacağı da belli değil &#8211; nasihatlere bel bağlayarak riske etmem.</p>
<p>Bu düşünceyi futbol takımı için uyarladığım zaman da, karşıma 2000 yılının Galatasaray&#8217;ı çıkıyor. Yabancı futbolcularına bakıldığı zaman, futbolu Galatasaray&#8217;da bırakma raddesine gelmiş adamlarla karşılaşıyoruz. Adeta ikinci baharlarını yaşadılar Galatasaray&#8217;da. Bir futbolcunun en başarılı dönemi kariyerinin başlangıcı ile kariyerinde sona yaklaştığını anladığı yılları kapsayan dönemdir. Ben bu noktada transfer edilecek futbolcunun, Avrupa&#8217;da çaptan düşen 30+ futbolcu olmasından yanayım. İkinci baharını Galatasaray&#8217;da yaşayabilmesi açısından, Avrupa&#8217;da çaptan düşen &#8221; yıldız &#8221; futbolcu için en ideal takımdır Galatasaray.</p>
<p>Kendini kariyerinin sonunda tekrar kanıtlama gereği duyan, yaşını başını almış, başarıya doymuş olsa dahi &#8221; Altın Vuruş &#8221; yapma hırsıyla dolu  futbolcular ile başarılı olunması işten bile değildir. Nasıl ki Football Manager tipi oyunları oynayan arkadaşlar, küçük takımları alıp şampiyon yapma hırsına bürünüyorlarsa, Avrupa&#8217;da çaptan düşen yıldız futbolcular için de Galatasaray gibi Avrupa arenasında Top Class takımlara karşı dişini gösterebilecek, bir orta sıra takımından öte ama henüz Top Class olamamış takımın forması ile bunu başarmak çok cazip bir Altın Vuruş fırsatıdır.</p>
<p>Galatasaray al-parlat-sat takımı değildir. Galatasaray, Galatasaray&#8217;ı bir sıçrama tahtası olarak gören adamların formasını giyeceği bir kulüp olmamalıdır. Taraftarın 32&#8242;lik Kewell bile takımdan ayrılırken &#8221; keşke bizde bıraksaydı &#8221; dediği, gelen ve iz bırakan yabancı futbolcunun takımdan gitmesini hiç istemeyenlerin desteklediği bir takımdır. Yönetim olarak benimsenmesini istediğim transfer politikası da, Avrupa&#8217;da çaptan düşmüş, yıldızı sönmüş futbolcuları, takıma kazandırıp onlara &#8221; İkinci Bahar &#8221; yaşama fırsatını tanımasıdır.</p>
<p>Bu yazdıklarım sonra Xerdan Shaqiri konusunda fikrim de net olarak ortaya çıkıyor haliyle. Bu adamı transfer ettik, takıma çokzel oturdu, döktürüyor, CL&#8217;de takımın üst tura çıkmasında büyük pay sahibi derken Almanya&#8217;dan, İspanya&#8217;dan, İtalya&#8217;dan, İngiltere&#8217;den teklifler neyin falan. Basel taraftarının düştüğü durumdan hiçbir farkımız yok. Ortaya çıkan tablo, Shaqiri için Galatasaray&#8217;a ödenecek 30 milyon euro ile kamufle edilebilir ancak. Ki o bile şüpheli. Yerini dolduramadıklar, ah Shaqiri bir ihtimal daha var o da dönmek mi dersinler, yerine transfer edilecek futbolcunun düşük performansı sonrası Shaqiri&#8217;yi satmayacaktık dilenciliği ( Lincoln, Keita örnekleri fırından yeni çıktı ), vs vs.</p>
<p>Bu noktada yabancı futbolcu transferinde metot al-parlat-sat olarak değil, al-kullan-antrenör(  teknik direktör değil, antrenör ) yap olmalıdır. Arz ederim.</p>
<p>(Görünüz: Tomas Ujfalusi).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/ikinci-bahar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tosun Altında Buzağı Bulduk!</title>
		<link>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/tosun-altinda-buzagi-bulduk.html</link>
		<comments>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/tosun-altinda-buzagi-bulduk.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jan 2012 22:12:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>13</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.soroscuaslanlar.com/?p=1029</guid>
		<description><![CDATA[<p>Bu yazıda bahsedilen kişi &#8220;tamamen&#8221; hayal kaptanı olup gerçek kişilerle zerre alakası yoktur.</p>
<p>Fazla uzatmadan girelim; Galatasaray&#8217;da oynarken en yüksek ücreti aldığından, en çok sorumluluk alması gerektiği sezon sakatlık bahanesiyle Behlül ile maç izlemesinden, 10 numarayı sırtlamasından, kaptan olma(ma)sından, çevresindeki fenerli ağabeylerinden hiç bahsetmeyeceğim. Zira bunlara dair yorum da yapmayacağım, hepsi birer durum tespiti olarak kalsın. Öküz altında buzağı da aramayacağım, zira buzağı&#8217;nın öküzün değil, tosun&#8217;un, hem de çubuklu olanının altında olduğunu anlamayan kalmamıştır artık. Her yeni gün, üzerine koyarak ilerliyor &#8220;bu&#8221; çubuklu buzağı. Koşar adımlarla ağabeylerini takip ediyor. Onlarla arasındaki farkı kapadıkça ben rahatlıyor, o konuştukça ondan kurtulmanın verdiği&#8230; <a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/tosun-altinda-buzagi-bulduk.html" class="read_more"><br/><br/>Var daha &#62;&#62;&#62;</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazıda bahsedilen kişi &#8220;tamamen&#8221; hayal kaptanı olup gerçek kişilerle zerre alakası yoktur.</p>
<p>Fazla uzatmadan girelim; Galatasaray&#8217;da oynarken en yüksek ücreti aldığından, en çok sorumluluk alması gerektiği sezon sakatlık bahanesiyle Behlül ile maç izlemesinden, 10 numarayı sırtlamasından, kaptan olma(ma)sından, çevresindeki fenerli ağabeylerinden hiç bahsetmeyeceğim. Zira bunlara dair yorum da yapmayacağım, hepsi birer durum tespiti olarak kalsın. Öküz altında buzağı da aramayacağım, zira buzağı&#8217;nın öküzün değil, tosun&#8217;un, hem de çubuklu olanının altında olduğunu anlamayan kalmamıştır artık. Her yeni gün, üzerine koyarak ilerliyor &#8220;bu&#8221; çubuklu buzağı. Koşar adımlarla ağabeylerini takip ediyor. Onlarla arasındaki farkı kapadıkça ben rahatlıyor, o konuştukça ondan kurtulmanın verdiği dayanılmaz hafifliğin tadını çıkarıyorum. Her konuşması aslında nasıl bir habis olduğunu gözler önüne seriyor. Habis&#8217;ten kurtulmak bir yana dursun, yara kapandı kapanacak hale geldi ama &#8220;bu&#8221; çubuklu buzağımız bu durumdan rahatsız olmuş olacak ki, bugün bir tv kanalına Lefter&#8217;in vefatı üzerine konuşmak için bağlanmışken hikmetini bilmediğimiz bir şekilde konuyu ismini, cismini bilmediğimiz bir kulübü &#8220;bu&#8221; ile sıfatlandırarak başlıyor giydirmeye. Giydiriyor ama hangi kulüp olduğunu açıkça söylemiyor, söyleyemiyor. İsim vermeden işaret sıfatı ile betimledikten sonra itham ediyor yetiştiği kulübü. Sonra mı? sonra herkes öfkeyle, nefretle yanlış yaptığından bahsetmeye başlıyor orada burada. Ben ise ne öfke duyuyorum ne de nefret ediyorum &#8220;bu&#8221; çubuklu buzağı&#8217;dan artık. Ona karşı olan nefretimi, öfkemi çoktan tükettim, sıramı savdım, rahatladım.</p>
<p>Sahi ya; resimdeki &#8220;bu&#8221; çubuklu buzağı&#8217;yı tanıyanınız var mı?<br />
<a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/tosun-altinda-buzagi-bulduk.html/buzagi" rel="attachment wp-att-1034"><img class="alignleft size-medium wp-image-1034" title="" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/01/buzagi-400x206.png" alt="" width="400" height="206" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/tosun-altinda-buzagi-bulduk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küstüm Oynuyorum !</title>
		<link>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/kustum-oynuyorum.html</link>
		<comments>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/kustum-oynuyorum.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 17:42:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sherlock Holmes</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.soroscuaslanlar.com/?p=1026</guid>
		<description><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/kustum-oynuyorum.html/fatihterim_93fsi" rel="attachment wp-att-1027"><img class="aligncenter size-full wp-image-1027" title="fatihterim_93FSI" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/01/fatihterim_93FSI.jpg" alt="" width="400" height="275" /></a></p>
<p>Bu bir Terim ile barışma yazısı değildir.</p>
<p>İnsanlar algının kırılabileceği, farklı bir odakta yeniden eskisinden tamamen bağımsız şekillenebileceği gibi aslında somut ! bir kavramı inkar eden yapılarını kendilerine borçlular. Ben de herkes gibi kendime borçluyum. Bu noktada Fatih Terim bizler için muhteşem bir turnusol kağıdı görevi gördüğü ve algılarımı rahatlıkla değiştirebilen bir insan olduğumu tekrar kanıtladığı için kendisine borçlandığımı belirtmek isterim. Hayır, bu bir barışma yazısı değil. Bu bir, pardon yavşaklığı da değil. Bu bir; olumsuz düşüncelerin hedefi haline gelen adamın, olumsuzluklara kapılınabilecek tüm eylemleri bertaraf etme kudretinin takdiridir. Tüm olumsuzlukların arasından sıyrılıp hatta olumsuz düşünceler niteliğindeki soru işaretlerini&#8230; <a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/kustum-oynuyorum.html" class="read_more"><br/><br/>Var daha &#62;&#62;&#62;</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/kustum-oynuyorum.html/fatihterim_93fsi" rel="attachment wp-att-1027"><img class="aligncenter size-full wp-image-1027" title="fatihterim_93FSI" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2012/01/fatihterim_93FSI.jpg" alt="" width="400" height="275" /></a></p>
<p>Bu bir Terim ile barışma yazısı değildir.</p>
<p>İnsanlar algının kırılabileceği, farklı bir odakta yeniden eskisinden tamamen bağımsız şekillenebileceği gibi aslında somut ! bir kavramı inkar eden yapılarını kendilerine borçlular. Ben de herkes gibi kendime borçluyum. Bu noktada Fatih Terim bizler için muhteşem bir turnusol kağıdı görevi gördüğü ve algılarımı rahatlıkla değiştirebilen bir insan olduğumu tekrar kanıtladığı için kendisine borçlandığımı belirtmek isterim. Hayır, bu bir barışma yazısı değil. Bu bir, pardon yavşaklığı da değil. Bu bir; olumsuz düşüncelerin hedefi haline gelen adamın, olumsuzluklara kapılınabilecek tüm eylemleri bertaraf etme kudretinin takdiridir. Tüm olumsuzlukların arasından sıyrılıp hatta olumsuz düşünceler niteliğindeki soru işaretlerini bir bir gideren bir mücadelenin kanlı canlı mücadelesinin örnek alınmasıdır.</p>
<p>Fatih Terim; futboldan sıyrılmadan hayata dair yol gösterici eylemleri, Tarih dersini hikayeleştirerek anlattığı için bize sevdiren Tarih öğretmenimizdir aslında. Matematiği, Geometriyi ve hatta Patlıcan Musakkayı. Tüm bunları futbol teması üzerinden işleyerek yapması, &#8221; sikerim taktiğini de dehasını da &#8221; anlayışından doğan bir saygı göstergesine dönüşmektedir. Bir futbol adamından öte, bir dava adamı olduğuna kanaat getirtebilecek yürekliliğe sahip muktedirdir.</p>
<p>Ben en başından beri Fatih Terim&#8217;in takımın başına gelmesinin istenmesindeki amacın; anti Galatasaray lobiciliğini ve &#8221; içimizdeki İrlandalılar &#8221; kavramını bitirebilecek yegane adam olarak düşünülmesinden rahatsızdım. Fatih Terim bunları bir teknik direktör olarak değil, yönetimde boy gösteren Futbol Şube Sorumlusu olarak, &#8221; level atlaması elzem kişilik &#8221; düşüncemden doğan &#8221; Fatih Terim&#8217;i teknik direktör olarak görmek istemiyorum &#8221; fikrinde takılı kalanlardandım. Bu düşünceden sıyrılmak, düşüncenin kötü, olumsuz bir tarafı olmadığından kelli çok da abes geliyordu. Fakat Terim&#8217;in, benim zihnimde şekillendirdiğim düşünceden habersizce sergilediği mücadele, bu düşüncenin yerini &#8221; iyi ki &#8221; ile başlayan, teknik direktörlük meziyetlerini aklımın tutulmadığı yerlere çıkaran cümlelere konu düşüncelere dönüştürdü.</p>
<p>Beşiktaş JK ile Fiyapı İnönü&#8217;de sezonun ilk yarısında oynadığımız maç, Terim ile benim aramda dönüm noktası teşkil eden yegane 90+1 dakikaydı. Maç izlemeye hazırlanırken, henüz başlama düdüğü çalmamışken, aklımda kopan &#8221; Terim kaybetmez &#8221; kıvılcımı, bir çam kozalağını patlatırcasına önü alınamaz Terim yangını ile beni  ateşi içine aldı. Ne yaptı da böyle tornistan çektin diye merak uyandıran durumu kendi cümlelerimle anlatmak, Terim&#8217;e karşı yapacağım en büyük ayıp olarak algılanıyor tarafımca, ben şimdi susup yalamaya devam eden olmayı daha etik ve bir o kadar epik ( fail ) buluyorum. Belki de bundandır Riera için beslediğim umut. Belki de bundandır Engin Baytar  egoistliğine kızamayışım. Bir zamanlar Rocky ( ben değişebiliyorsam herkes değişebilir ) ile hayat bulan değişim rüzgarı Scorpions ile dilime dolanmıştı fakat Fatih Terim ile zihnime işliyor yüksüksüz teğel atan izbe bir dikimevinde parçabaşı çalışan terzi yamağı inceliğinde. Bu bir Terim ile barışma yazısı değildir. ( 500 days of Summer effect ).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.soroscuaslanlar.com/2012/01/kustum-oynuyorum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Galatasaray &#8211; Fenerbahçe Maçı; 4 &#8211; 4 &#8211; 1 (+ Elmander)</title>
		<link>http://www.soroscuaslanlar.com/2011/12/galatasaray-fenerbahce-maci-4-4-1-elmander.html</link>
		<comments>http://www.soroscuaslanlar.com/2011/12/galatasaray-fenerbahce-maci-4-4-1-elmander.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2011 11:09:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>haz etmem rapidden</dc:creator>
				<category><![CDATA[91. Dakika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.soroscuaslanlar.com/?p=1018</guid>
		<description><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2011/12/galatasaray-fenerbahce-maci-4-4-1-elmander.html/fatih_terim-3" rel="attachment wp-att-1019"><img class="aligncenter size-full wp-image-1019" title="fatih_terim" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2011/12/fatih_terim.jpg" alt="" width="435" height="300" /></a></p>
<p>- Takım dizilişinden bahsetmeden önce, Terimistik felsefenin günbegün takıma yerleştiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu felsefenin bu denli rahat yerleşmesinin en büyük sebebi, hocasına inanan bir oyuncu takımının Galatasaray&#8217;da barınmasıdır. Liderine inanan her &#8220;ekip&#8221; gibi, Galatasaray&#8217;daki ekip de bu minvalde ilerlemekte.</p>
<p>- İşbu maçta tercih edilen 4 &#8211; 4 &#8211; 2 dizilimi, herhangi bir maçta değişebilecek olan, felsefeden bağımsız bir zorunluluk haliydi. <strong>Terim&#8217;in herhangi bir diziliş fetişi olmadığı, bugüne kadarki göstergelerden zaten ayan beyan belliydi.</strong></p>
<p>- Johan Elmander kalıbında bir oyuncunun takımda bulunması, Galatasaray&#8217;ın en büyük artısı, Terim&#8217;in de en büyük şansı. Bu oyuncu sayesinde 90 dakika boyunca hücumda pres başlatabilen&#8230; <a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2011/12/galatasaray-fenerbahce-maci-4-4-1-elmander.html" class="read_more"><br/><br/>Var daha &#62;&#62;&#62;</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2011/12/galatasaray-fenerbahce-maci-4-4-1-elmander.html/fatih_terim-3" rel="attachment wp-att-1019"><img class="aligncenter size-full wp-image-1019" title="fatih_terim" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2011/12/fatih_terim.jpg" alt="" width="435" height="300" /></a></p>
<p>- Takım dizilişinden bahsetmeden önce, Terimistik felsefenin günbegün takıma yerleştiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu felsefenin bu denli rahat yerleşmesinin en büyük sebebi, hocasına inanan bir oyuncu takımının Galatasaray&#8217;da barınmasıdır. Liderine inanan her &#8220;ekip&#8221; gibi, Galatasaray&#8217;daki ekip de bu minvalde ilerlemekte.</p>
<p>- İşbu maçta tercih edilen 4 &#8211; 4 &#8211; 2 dizilimi, herhangi bir maçta değişebilecek olan, felsefeden bağımsız bir zorunluluk haliydi. <strong>Terim&#8217;in herhangi bir diziliş fetişi olmadığı, bugüne kadarki göstergelerden zaten ayan beyan belliydi.</strong></p>
<p>- Johan Elmander kalıbında bir oyuncunun takımda bulunması, Galatasaray&#8217;ın en büyük artısı, Terim&#8217;in de en büyük şansı. Bu oyuncu sayesinde 90 dakika boyunca hücumda pres başlatabilen bir Galatasaray mümkün olabiliyor. Üçüncü bölgede her yerde pres yapabilen bir oyuncu, rakip takımın moral motivasyonunu, rahat oyun kurmasını engelleyeceği gibi; bir domino etkisi yaratarak Galatasaray&#8217;ın da takım savunmasını daha rahat oturtmasına, oyuncuların daha rahat pozisyon almasına, ayrıyetten rakip savunmanın uzun top çıkartmak zorunda kalmasına sebebiyet veriyor. Şöyle diyeyim, <strong>Elmander dizilişte 9 + 1 gibi oluyor. o &#8220;+ 1&#8243;deki pozisyonunda sahanın her yerinde her an görülebiliyor.</strong></p>
<p>Fenerbahçe maçında Johan Elmander&#8217;in elini de rahatlatan bir Milan Baros gerçeği gözardı edilemez. Özellikle Elmander rakip savunmaya baskı yaparken Milan Baros, Elmander&#8217;e yakın oynayınca rakip takımın savunmada hazırlık pası yapması imkansız hale geldi. Bu takım savunması için geçerli. Galatasaray hücumdayken Milan Baros sürekli çapraz koşulara girişen, kaybettiği topu kovalayan, Fenerbahçe savunmasının yerleşimini sürekli bozan bir hüviyetteydi.</p>
<p>İşin kötü tarafı şu: Milan Baros bunca eforu sarfettikten sonra gol vuruşu yapma durumunda kalınca ayaklarında yeterli gücü bulamıyor. Karşı karşıya kaçırdığı golü iki türlü değerlendirebiliriz:</p>
<p><strong>1 &#8211; Top Galatasaray&#8217;dayken sürekli yer değiştiren, ters koşular yapan Milan Baros Fenerbahçe savunmasını son derece ters bir durumda bırakıp sonunda eforunun karşılığını alıyor. Bu da Galatasaray&#8217;a çok tehlikeli bir pozisyon hazırlıyor.</strong></p>
<p><strong>2 &#8211; Maç boyu bu pozisyonu yakalamak için normalüstü efor sarf eden Baros, pozisyonu yakaladıktan sonra koordinasyon eksikliği yaşıyor ve saçma sapan bir vuruş çıkartıyor.</strong></p>
<p>Bu durum, tek hücum silahı Baros olan bir takım için bir kısır döngü yaratır. Galatasaray gibi hücum ayakları olan bir takım içinse itici bir güç oluyor. Milan Baros&#8217;un çok istekli görüntüsü Galatasaray için bir fazlalık, ama&#8230;</p>
<p>Aması, Fatih Hoca daha fazlasını istiyor. Sezon başında &#8220;forvet&#8221; diye tutturmasının sebebi de buydu zaten. Bunca eforu sarfedebilecek, sarfettikten sonra da gol pozisyonlarında koordinasyon eksikliği yaşamayacak bir forvet isteği Terim&#8217;in en belirgin iki isteğinden biriydi. Fakat bu forvet isteği yerine getirilemedi.</p>
<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2011/12/galatasaray-fenerbahce-maci-4-4-1-elmander.html/milan-baros_27245" rel="attachment wp-att-1020"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1020" title="milan-baros" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2011/12/milan-baros_27245-400x266.jpg" alt="" width="400" height="266" /></a></p>
<p>Bu minvalde de, bu maç için Baros&#8217;un oynaması zorunluluktu. Görevinin büyük bölümünü yerine getirse de gol konusunda sıkıntı çekeceği zaten belliydi. Devre arası bitirici ve güçlü bir forvet alınacağını düşünüyorum.</p>
<p>- Orta alan hakimiyetini Fenerbahçe karşısında kurmak demek maçı kazanmak demek. <strong>Felipe Melo &#8211; Selçuk İnan ikilisinin, Emre &#8211; Baroni &#8211; Selçuk Şahin üçlüsüne üstünlük kurmasının en büyük sebeplerinden biri de, Galatasaray beklerinin maça fazlaca etki etmesiydi.</strong></p>
<p>Şöyle ki, topun olduğu yerde üç Galatasaraylı oyuncu bitiyordu ve genellikle seken toplar ya Galatasaray tandemine ya da kanatlara açılıyordu. Tandeme gelen topları toplamak, Aykut Kocaman&#8217;ın çıkarttığı kadro dolayısıyla kolaydı lakin; kanatlara açılan boş topları Hakan ve Eboue sürekli kontrol altında tuttu. Ziegler &#8211; Caner, Gökhan &#8211; Bienvenü ikililerine karşı Hakan ve Eboue defalarca hücum başlattılar. Bu güven, Melo ve Selçuk&#8217;un daha rahat ve biraz daha risk alarak oynamasına yol verdi.</p>
<p>Selçuk İnan tam bir orta saha oyuncusu gibi görev yaptı. Hücumda pek görünmedi. Kazanılan toplar kendisinde toplandı ve set hücumu yapmaya çalışıldığında genelde Selçuk&#8217;un yönlendirdiği ataklar gördük. Akıllıca oynadı. Pas dağıtımlarını olabilecek en mantıklı şekilde yaptı. <strong>Bugüne kadarki en iyi Selçuk İnan performansı Fenerbahçe maçındaydı diyebilirim.</strong></p>
<p>Felipe Melo ise sertliği ve kondüsyonuyla Fenerbahçe ataklarını olgunlaştırmadan bitirdi. Emre Çolak&#8217;ın da takım savunmasına katkısı elbette gözardı edilmemeli.</p>
<p>- Tandemde Semih Kaya, Alex&#8217;le maç boyu mücadele etti. Hava toplarının hepsini kayıpsız aldı ve bunun yanında çokça top kazandı. Zaten haftalardır oluşturulmuş olan Semih &#8211; Ujfa tandeminin farklı bir işlevi olmadı. Tek forvet olarak Alex&#8217;in oynaması da işlerini iyice kolaylaştırdı. Bienvenü&#8217;nün içeri kat etmeye çalışması bir kere etkili olacak gibi oldu onda da ofsayt bayrağı kalktı, Alex için. Hakan Balta&#8217;nın ve Eboue&#8217;nin bölgelerinden hücum da yemediğimiz için tandem iyice rahatlamış oldu.</p>
<p><strong>Malum şahıs oyuna girdikten sonra sağbeke çekildi ve Ujfa &#8211; Semih tandemi bozulmadı. Hem malum şahsa bir mesajdı, hem de Semih ve Ujfalusi&#8217;nin yerinin garanti olduğunu belli eden bir hamleydi.</strong></p>
<p>- Savunmada 4 &#8211; 4 &#8211; 1 &#8211; 1 dizilişiyle, hücumda 2 &#8211; 4 &#8211; 4 dizilişiyle göründü Galatasaray. Bu riskli görünse de, hücumda kaybedilen topları ön alanda karşılayıp tekrar atak başlatma şansını elde etti takım. Bu durumda yine dediğim gibi, Fenerbahçe ya seri paslarla çıkmaya çalışacak ya da uzun top atacaktı.</p>
<p>Seri pasları denedikleri her an top ya Melo&#8217;da ya da Selçuk&#8217;ta kaldı. Uzn top denediklerinde ise tandemden geri döndü. 2 &#8211; 4 &#8211; 4 dizilişiyle birlikte maçın büyük bölümü Fenerbahçe yarı alanında geçti.</p>
<p>- Takımın eksiklikleri var. Bir tanesi bahsettiğim forvet sorunu.</p>
<p>İkincisi, kanatların yetersiz oluşu. Kazım belki iyi bir oyuncu, lakin yedekleme sorunu var. Ayrıca Kazım&#8217;ın konsantrasyon problemi var. Her maç aynı futbolu oynayamıyor. takım 4 &#8211; 4 &#8211; 2 değil de 4 &#8211; 5 &#8211; 1, 4 &#8211; 3 &#8211; 3 gibi dizilişlerde oynadığında Kazım&#8217;ın adam geçmesi, içeri kat etmesi şart ama onda bu özellikler yok. Bu da eksiklik yaratıyor. Türkiye&#8217;de de her takıma karşı Fenerbahçe maçındaki gibi oynayamazsınız.<br />
Emre Çolak şapkadan çıkmadı ama, sol kanat için de bir alternatif düşünülmeli. Engin büyük ihtimalle orda düşünülmüyor. Riera statik bir oyuncu. Dinamizmi yok ve Terim&#8217;in istediği tarzda bir kanat adamı değil, zorunluluk transferi. 4 &#8211; 4 &#8211; 2 için iyi, 4 &#8211; 3 &#8211; 3 için yetersiz bir kanat rotasyonuna sahip takım.</p>
<p><strong>Arda Turan&#8217;a sevgilerimi yolluyorum.</strong></p>
<p>Orta alanda Selçuk &#8211; Melo ikilisini yedekleyecek, bazan onları üçleyecek oyuncular Ayhan, Yekta ve Sabri. Yekta ve Sabri sakatlandı bir tek Ayhan kaldı. Bu devrede taraftarın aklına Culio gelse de ben Culio&#8217;nun uygun bir isim olduğunu düşünmüyorum. Yedekte kalacak bir oyuncunun yabancı olması, bu düşünceyle transfer edilmesi çok mantıksız geliyor bana. Onun yerine geleceği olan bir yerli oyuncu transfer edilebilir ya da altyapıdan bir oyuncu monte edilebilir. Alacağı ücret ne olursa olsun yedek oturtmak için takımda yabancı tutmak anlamsız bir hareket. Terim&#8217;in Melo&#8217;dan sonra bile Cambiasso isteği, 4 &#8211; 3 &#8211; 3 dizilimini benimseyecek bir Galatasaray içindi.</p>
<p>Orta alanı Selçuk &#8211; Melo &#8211; Cambiasso &#8211; Engin &#8211; Arda &#8211; Yekta &#8211; Ayhan rotasyonunda kuracaktı Terim. Cambiasso olmayınca, Arda da damdan düşer gibi gidince birden bire bir sol kanat oyuncusu açığı belirdi ve kısıtlı zamanda ancak Albert Riera transferi yapılabildi. O da etkili olamadı.</p>
<p>- Sezon başından beri verilen emek taçlanmış oldu. Bu, gelecek için oyunculara moral ve motivasyon getirecektir. Daha büyük bir şevkle çalışıp, eksiklerini gidereceklerdir. Moral motivasyon konusunda eksiği olmayan takım da her maça 1 &#8211; 0 önde başlar. Terim de bunu bildiğinden ötürü oyuncularının moral motivasyonuna daha büyük önem veriyor.</p>
<p>- Takım büyük bir kenetlenme içinde. Bunu en son Kalli&#8217;nin cebren yollandığı sezon son 6 haftada görmüştük. Malum şahıs dışında herkes büyük sevinç içinde kenetlendi gollerden sonra.</p>
<p>Zaten bu takıma başarıları, kupaları getiren her zaman bu kenetlenme oldu. 4 &#8211; 4 &#8211; 2, 4 &#8211; 3 &#8211; 3, hücum presi, paslı futbol vs. bunun yanında eşantiyon kalıyor her zaman. <strong>Takımdaki kenetlenme ve moral motivasyon unsuru tepede olduğunda başarı kendiliğinden geliyor.</strong></p>
<p>- Bu zamandan sonra esas olan ise, gelebilecek olası mağlubiyetlerde hayal kırıklığına uğramamak. Zira Galatasaray bundan sonra mağlubiyetler de alacak. Çünkü her maçı kaldıracak kadro yapısı &#8211; kaliteden bağımsız &#8211; yok. Birçok maçta zorlanacaktır. Bu zorlanmaların büyük hasar getirmemesi gerekir. Bunun da en kolay yolu, taraftarın mağlubiyetlere gereksiz tepki vermemesidir.</p>
<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2011/12/galatasaray-fenerbahce-maci-4-4-1-elmander.html/johan-elmander_288411-jpg" rel="attachment wp-att-1021"><img class="aligncenter size-full wp-image-1021" title="johan-elmander" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2011/12/johan-elmander_288411.jpg.png" alt="" width="520" height="345" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.soroscuaslanlar.com/2011/12/galatasaray-fenerbahce-maci-4-4-1-elmander.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kayserispor Galatasaray Maçı</title>
		<link>http://www.soroscuaslanlar.com/2011/10/kayserispor-galatasaray-maci.html</link>
		<comments>http://www.soroscuaslanlar.com/2011/10/kayserispor-galatasaray-maci.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Oct 2011 16:08:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>naergon</dc:creator>
				<category><![CDATA[91. Dakika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.soroscuaslanlar.com/?p=1006</guid>
		<description><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2011/10/kayserispor-galatasaray-maci.html/konsantrasyon" rel="attachment wp-att-1007"><img class="alignnone size-full wp-image-1007" title="konsantrasyon" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2011/10/konsantrasyon.jpg" alt="" width="615" height="336" /></a></p>
<p>Garip günler geçip gidiyor bu aralar. Sanki 10 yıl önce olsa onaylayan köpekler gibi tepkisiz kalmayacağımız olaylar patlıyor. Futbolun hem içinde hem dışında. Dışını boşverelim, içinde gördüğüm en saçma şeyler yaşanıyor 3-4 haftadır. Ne idüğü belirsiz Antalyaspor&#8217;un, Gençlerbirliği&#8217;ne tokatlandıktan sonra üst üste üçüncü beraberliğini aldığı bir haftanın içindeyiz. Bu üç takımın Galatasaray, Trabzonspor ve Orduspor olması durumun vehametini anlatmaya yeter sanırım. &#8220;Anadolu&#8217;nun yükselişi&#8221; değil bu, pozitif futbolun Türkiye sınırları içinde çöküşü. Hiçbir takım için keşke hiç kurulmamış olsaydı dediğim olmamıştı son iki sezona kadar. Şimdi farkediyorum ki olay kulüpler ve organizasyonlar değil, her zamanki gibi bireyler ve detaylar. Turkcell&#8217;in&#8230; <a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2011/10/kayserispor-galatasaray-maci.html" class="read_more"><br/><br/>Var daha &#62;&#62;&#62;</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.soroscuaslanlar.com/2011/10/kayserispor-galatasaray-maci.html/konsantrasyon" rel="attachment wp-att-1007"><img class="alignnone size-full wp-image-1007" title="konsantrasyon" src="http://www.soroscuaslanlar.com/wp-content/uploads/2011/10/konsantrasyon.jpg" alt="" width="615" height="336" /></a></p>
<p>Garip günler geçip gidiyor bu aralar. Sanki 10 yıl önce olsa onaylayan köpekler gibi tepkisiz kalmayacağımız olaylar patlıyor. Futbolun hem içinde hem dışında. Dışını boşverelim, içinde gördüğüm en saçma şeyler yaşanıyor 3-4 haftadır. Ne idüğü belirsiz Antalyaspor&#8217;un, Gençlerbirliği&#8217;ne tokatlandıktan sonra üst üste üçüncü beraberliğini aldığı bir haftanın içindeyiz. Bu üç takımın Galatasaray, Trabzonspor ve Orduspor olması durumun vehametini anlatmaya yeter sanırım. &#8220;Anadolu&#8217;nun yükselişi&#8221; değil bu, pozitif futbolun Türkiye sınırları içinde çöküşü. Hiçbir takım için keşke hiç kurulmamış olsaydı dediğim olmamıştı son iki sezona kadar. Şimdi farkediyorum ki olay kulüpler ve organizasyonlar değil, her zamanki gibi bireyler ve detaylar. Turkcell&#8217;in &#8220;Bu ülkeyi sen mi kurtaracaksın&#8221; geyiği çok absürd bir noktaya kaydı, herkes kendi kalça nahiyesini kurtarmanın peşinde. Son yazım Antalyaspor üzerineydi, bunda da Antalyaspor ile başladım, biraz öyle devam edelim. Bireysel gıcığım yüzünden değil, bu ülkede futbol adına yaşanan saçmalıkların çoğunu bünyesinde barındırdığı için.</p>
<p>Nedir Antalyaspor&#8217;un amacı, kiminle mücadele etmektir, kime kafa tutmaktır, ne uğrunadır? Yukarılara tırmanmak ve ligin saygı gören takımlarından biri olmak değil, onu net olarak görüyoruz. Son yıllarda ortaya çıkan hedeflerden biri Antalyaspor&#8217;un kurumsal kimliğini oluşturuyor artık. Bu hedefi ve anlayışı yazıya dökebileceğimi zannetmiyorum, kesinlikle hissedilmesi lazım. Hastalığın kendisini değil de semptomlarını tarif edeyim;</p>
<p>-Temposu sıfıra yakın oyun anlayışı<br />
-İskeleti ağır çakal oyunculardan kurulu bir takım<br />
-Puan almak için yapılan ve mantık sınırlarını direkten sıyırarak dışarı çıkan hamleler<br />
-Beraberlik saplantısı<br />
-Çirkefliği maç içinde dönem dönem sertçe uygulayıp hakemleri uyandırmak yerine düşük dozda tüm maç bileğe, tendona, siyatik sinire çalışmak<br />
-Maç sonrası açıklamalarıyla kulübü tam bir ortam malı profiline, &#8220;isteyene maçı satarız ama bugün iyi oynadık&#8221; moduna sokmak</p>
<p>Bunlar böyle devam eder aslında, benim sinirlerime dokunduğu için bitirdim. Son 6-7 yıldır dönem dönem bazı takımlar bunu denedi. Sivasspor, Eskişehirspor, Kayserispor, hatta Gaziantepspor. Ama Antalyaspor kadar istikrarlı olamadıklarından olacak, hiçbiri bu sistemle devam etmeyi tercih etmedi. Futbol katilliğinin kalesi olarak dimdik ayakta duruyor Antalyaspor. Geçen sezon 12, bu sezonun daha 9. haftasında 4 beraberlikle. Yine de takdir etmek lazım, en azından biri hariç her takıma karşı böyle oynuyorlar. Türk futbolunun içine sıçma madalyonunun diğer yüzünde bazı maçlarda tabiri caizse &#8220;köpek gibi&#8221; oynayan takımlar var. Oyuncuları İstanbul Büyükşehir Belediyespor karşısında maçtan hemen önce ikişer porsiyon mantı yemiş, üstüne de birer şişe Passiflora dikmiş gibi oynayan ama Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor karşısında canavarlaşan, futbolun izin verdiği ve vermediği her türlü imkanı kullanarak puan (ç)almaya çalışan takımlar, okyanusların güneş ışığı almayacak kadar dipteki bölümlerini çağrıştıran ligimizin seviyesini iyice dibe çekiyor. Türkiye&#8217;de orta düzey takımların büyüklerden puan almayı onur meselesi değil, ilerleme ve büyüme meselesi yaptığı gün çözülecek sorunlarımızın büyük kısmı.</p>
<p>Çok uzatmadan sahaya, Kayseri&#8217;nin henüz kulak koparmayan soğuğuna dönme vakti geldi sanırım artık. Maç öncesinde iyimser olan kimse yoktu sanırım benden başka. Engin sakat, Sabri cezalı, Baros sakat, Gökhan Zan sakat, Kazım sakatlıktan yeni çıkmış&#8230; Umutlarımı yeşil tutan iki şey vardı. Biri Servet Çetin&#8217;in de cezalı olmasıydı, zira Gökhan&#8217;ın sakatlığında &#8220;hoco bönü oynotmoyo&#8221; ergenliğinde, takımdaki yerini ancak başka birinin sakatlığıyla aldığının farkında olan, Marsilya&#8217;nın zamanında önerip sonra geri çektiği teklifine hala yalnız gecelerinde ağlayan Servet, takımı basitçe yakmaktan öteye geçip odun kömürü haline getirebilirdi. Şanslıyız ki Fatih Terim Ceyhun Gülselam&#8217;ı stopere yamamak yerine Semih Kaya&#8217;yı sahaya sürecek kadar oyuncularına güvenen bir teknik adam.<br />
İkincisi de Terim&#8217;in kadroyu olması gereken şekilde kuracağına olan güvenimdi, ki Kayserispor gibi ağır rakip bulduğunda ciddi tempolu oynayabilen bir takıma karşı Yekta&#8217;yı, hatta Ayhan&#8217;ı sahaya sürerek maça bir adım önde başladı. Yedeklerde hızlı ama tercihlerinde pek çabuk olmayan Kazım&#8217;ın, stopere çekilebilecek Balta&#8217;nın soluna getirilebilecek Çağlar&#8217;ın, tahta bir çubuktan daha dirençsiz Emre Çolak&#8217;ın olması bu seçimlerin değerini arttırıyor.</p>
<p>Takım yine hareketli, top oynamaya istekli başladı maça. Geçen üç sezondan sonra izleyeceğim herhangi bir şeye güvenebileceğimi zannetmezken, en azından beni maçlardan önce ciddi şekilde rahatlatan, bir şekilde kazanırız, kazanamazsak bile savaşırız düşüncesine yönlendiren şey bu. Savaşan, isteyen, yenilse de sahada nasıl duracağını bilen takım. Bunun en büyük nedeni Fatih Terim, diğer nedeni de Felipe Melo.</p>
<p>Kendisini Fiorentina döneminden bu yana takip edenler bilir, Melo sahada yatan, maçı pek koşmadan bitirmeye çalışan bir arkadaşını görürse rahatlıkla kavga eder, üzerine küfrünü edip maça konsantrasyonundan zerre kaybetmeden döner. İdmanlarda kendisinin tatlı-sert müdahalelerine ve laflarına maruz kalan arkadaşları, sahada yeterince mücadele etmezlerse Terim&#8217;den önce Melo tarafından fırçalanacaklarını kavramış olmalı.</p>
<p>İlk 10 dakika beni biraz ürküttü aslında. Riera&#8217;nın üst üste yediği 3 tekme sonrası faulü alamaması ve Fatih Terim&#8217;i her görüntüye aldığında kadraja Mert Çetin&#8217;i de sokan Lig Tv yüzünden son derece gergin bir ortamda başladım maça. Makina düzeni denebilecek kadar sistemli oynama hedefi olan takıma aniden Ayhan&#8217;ın girmesi de hepsinin üzerine güzel bir etken oldu. İlerleyen dakikalarda über hakem Cüniyt faulleri vermeye başladı, Mert Çetin kadrajdan çıktı ve Ayhan hayret verici bir şekilde takıma yapabildiği kadar uyumlu oynamaya başladı.</p>
<p>Kayserispor beklemediğim kadar istekliydi en başta, ama beklemediğim kadar da etkisizdi.Rakibin Amrabat&#8217;ın dalak patlatan koşuları dışında bir numarası olmadığı daha 15 dakikada belli oldu. Hasan Ali Kaldırım ara sıra denediği Ergün Penbe ortalarıyla bu gerçeği yalanlamaya çalışsa da, &#8220;bek oyuncusuyum lan ben!&#8221; diye bağıran tarzı yüzünden pek etkili olamadı. Semih&#8217;in bulduğu şansı iyi kullanması da bunda etkiliydi doğal olarak. Zan&#8217;ın uzun süreli sakatlığında &#8220;haftaya yine Servet oynayacak ve ben hüzün gecelerinde sigara eskiteceğim&#8221; demeyeceğimiz için bile sevilmeli Semih, saygı gösterilmeli, desteklenmeli.</p>
<p>Dakikalar 18&#8242;i gösterirken Galatasaray kahve insanı tabiriyle &#8220;tık tık abi, basit futbol, tık tık&#8221; sistemine döndü. Seri, çabuk, isabetli ve kısa paslarla rakip ceza sahasına rahatça ilerleyen Galatasaray doğal olarak beni korkuttu. Takıma inanmadığımdan değil, böyle istikrarlı ve seri bir oyun tarzı için henüz çok erken olduğundan. Ertem Şener üslubuyla anlatmak gerekirse, Yimpaş Yozgatspor karşısında oynansa belki normal görülebilecek bu oyun Kayserispor karşısında gerçekleşiyor, kitleleri kendisine hayran bırakıyordu. Buradan da anlaşılabileceği gibi herhangi bir kavramı Ertem Şener üslubuyla anlatmaya pek gerek yok.</p>
<p>Monet tablolarından koparılmış gibi geçen 5-6 dakikadan sonra Kayserispor hafif toparlandı ve &#8220;Bize bu frenk oyunları sökmez&#8221; cümlesini Elmander&#8217;i çökerterek ifade etti. Şükür ki Cüneyt Çakır faul pozisyonlarında yardımcısına bakıp onay almak yerine gördüğünü çalabilen bir insan evladı olduğu için Kayserispor Galatasaray&#8217;ı tekmeleyerek sindiremedi. Bunun sonucu olarak takım isabetli paslarına devam etti ve çok ciddi tehlikeler yarattı.</p>
<p>Bu ataklarla golü eninde sonunda bulacağı belli olan Galatasaray, Riera&#8217;nın klas ortası ve Elmander&#8217;in Hakan Şükür&#8217;den emanet &#8220;sıyıran kafa&#8221;sı ile öne geçmeyi başardı. Yine de ilk yarının son dakikaları gol pozisyonu haricinde oyunu istemeden de olsa refleksif soğutan Kayserispor yüzünden sıkıcı, Okay&#8217;ı Steven Gerrard&#8217;a benzeten spikerler yüzünden yorucu, topu alır almaz bulduğu ilk boşluğa (gerekirse taca doğru) depar atan Amrabat yüzünden de anlamsız geçti diyebiliriz. Riera&#8217;nın Riveros&#8217;un arkasından &#8220;Seni çizgide yakalarsam kaval kemiğini tornacıdan tekrar çıkarttırıcam olm!&#8221; serzenişi dışında pek dişe dokunur bir olay olmadı ve ilk yarı güzel, temiz bir skorla sona erdi.</p>
<p>İkinci yarıda (en azından ilk 15 dakikasında) Kayserispor bu sıkıcı oyunu düzgün paslarla birleştirerek Galatasaray&#8217;ı ciddi anlamda bunaltmaya başladı. Yekta&#8217;nın sakatlanıp çıkışı ve Aydın &#8220;the chosen one&#8221; Yılmaz&#8217;ın girişiyle orta saha bölgesinin dinamik oyununun çöküşü, sazlıkların arasına saklanıp avını bekleyen bir çita gibi sinsice oynayan Kayserispor için doğal bir avantajdı. Yine de Amrabat&#8217;ın kafasının çakallığa futboldan daha çok çalışması yüzünden oyun çok fazla durdu ve bu baskı net bir pozisyon getirmedi. Ancak net pozisyon getirmeyen ataklar ciddi bir problemi işaret etti. Galatasaray savunmasını önde kurma isteği yüzünden ara toplara karşı çok ciddi şekilde sorun yaşıyor ve bunu engellemek için ikincil bir savunma planı henüz yok. Dolayısıyla rakibi hücumda tedirgin edemediği her an, refleks olarak geri çekilmeye çalışan ama sisteme bağlı kalmak adına geride çok büyük boşluklar bırakan ve kötü yakalanan bir takım olacak ortada.</p>
<p>Neyse ki Galatasaray 70. dakikada rakibi hücumda tedirgin etmek yerine doğrudan gol bulmayı tercih edip rahatladı, rakibini de maçtan kopardı. Selçuk&#8217;tan sezon başından beri beklediğim soğukkanlı ve çabuk hamlelerin bu maçta ortaya çıkması, önümüzdeki haftalarda hem hücumun hem savunmanın daha etkili ve istikrarlı çalışacağı anlamına geliyor.</p>
<p>Ligin 9. haftası da bizim için böylece bitti. İlerleyen haftalarda bazılarını mamalamazsa döküleceği belli olan Fenerbahçe&#8217;nin hala arkasında olmak hoş değil. Ama böyle zor bir deplasmandan üç puanı çıkarıp diğerlerinin Kayseri karşısında &#8220;o ilk gol&#8221;ü bulana kadar uğraşmasını izlemek hoş olacak. 6 gün sonra Mersin, ondan iki hafta sonra da Beşiktaş maçı var. Bu Premier League temposunda giden ligde önce bir hafta, sonra 15 gün ara vermek garip olacak. Ama takımın oynamaya çalıştığı yakıcı futbolu iyice oturtması, savunmadaki geniş alan sorununu çözmesi ve son paslardaki tercihlerini cilalaması için bulunmaz bir dönem. Bazıları Galatasaray&#8217;ın önünü tekrar kesmek için çalışmaya başlamadan önce dinlenmek lazım. Olduğu kadar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.soroscuaslanlar.com/2011/10/kayserispor-galatasaray-maci.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

