03 Ocak 2011 · Fritz Fassbender · 2 yorum

Tükenişin Kronolojisi #I

Tükenişin Kronolojisi #II

Rijkaard’ın gelişinde kalmıştık. Ne dedi Galatasaray yönetimi o geldiğinde; “Derwall devrim yapmıştı, şimdi yeni bir devrimin eşiğindeyiz”. Şahane vizyon di mi? Peki Rijkaard’la anlaşılmadan önce neden haftalarca Schuster’le görüşüldü? Schuster’i de geçtim Co Adriaanse gibi bi adamla Rijkaard’ın ortak tarafı nedir de devrim yapmayı düşünen insanlar olarak Adriaanse’yle de uzun uzun görüştünüz? Yani yönetim en iyi yaptığı işte tutarsız davranıyor, vizyon – icraat çelişkisi devam ediyordu. Transferdeyse Rijkaard’ı getirmenin gereklerini yapıyor gibi göründüler. Yine bütün barizliğine rağmen orta saha ve santrafor transferleri es geçilmişti ama alışmıştık artık. Bu sefer de Rijkaard rüzgarıyla görmezden gelmeye devam ettik hataları.

Yaz kampında önemli bi gelişme daha oldu tabii. 5 – 6 ay önce “Florya’nın 5 kapısı var” diyen Adnan olat’ın talimatıyla Haldun Üstünel Arda’ya Metin Oktay’ın formasını teslim ediyor, kaptanlığı veriyordu. O 5 – 6 ay içinde ne değiştiğini anlayamadan “işte yeni metin” gazında izliyorduk olan biteni.

Sezon başladı. İyi kötü devre geldi. 10 gol atmış Nonda gönderildi, yerine Avrupa’da oynayamayan Jo geldi. Herhalde bi de yerli santarfor alacaklar derken o da gelmedi. Kabak gibi meydandaki orta saha transferi ısrarla es geçiliyordu. Giovani alındı. HaH dedik bak güzel hamle. Sezon sonu Arda satılacak o yüzden alındı. Alışsın adam buralara hesabı. Yoksa en ufak bi mantıklı açıklaması yok o transferin. Sezon sonu gelince olanlarsa malum.

Geldik bu yaz başına. Ligde, kupada, Avrupa’da başarısız bi sezon daha. En büyük Rijkaard düşmanları dahil herkesin birleştiği konu kadro kalitesizliğiydi. Adnan Polat yıldız transferi beklemeyin dedi. Otomatiğe bağlamış nasıl olsa her sezon öyle diyor diye önemsemedik. Ama en olmayacak bu sezonda ciddiymiş kendisi. Keita – Topal satıldı. Yeni Polat klişesiyse “2012 kriterleri”ydi. Bi sezon önce sadece 2 oyuncuya 15 milyon euro ödeyen bi yönetimin mali disiplin diye ahkam kesmeye başlaması yine tutarsızlığın allahıydı ama buna bi açıklama getirme gereği duymadılar. Haldun Üstünel krizi çıktı. Adnan Polat basına konuşuyor, basın toplantıları düzenliyor ama sadece taraftar ve medyadan yakınıyor, sorunların nasıl düzeleceğine dair iki çift laf etmiyordu.

Öyle ya da böyle bu haftaya geldik. Son bi haftadır Galatasaraylıların en çok konuştuğu şey “yerli futbolcular bilerek oynamıyor, Rijkaard’ın gitmesini bekliyor”. Eski tecrübeleri düşününce bi takımın başına gelebilecek en büyük felaketlerden biri böyle bi durum. Ama adnan polat çıkıp tek kelime etmiyor. Düşünün, diyelim ki bi ordu savaşa gidiyor. Askerler başlarındaki generali sevmediği için birbirlerini öldürüyor diye bi iddia çıkıyor ortaya ve o ülkenin baş komutanı çıkıp kelime etmiyor. Mümkün mü böyle bişey? Ama Adnan Polat yönetiminde bu da mümkün oluyor ve biz göz göre göre bakalım Rijkaard hangi maçtan sonra kovulacak diye bekliyoruz.

Bunları yazmaya başlarken amacım yönetimin 2,5 yıldır hatalı davrandığı konuları listelemekti ama o kadar çok tutarsızlık, yanlış ve hata var ki uzadıkça uzadı. Üstelik hayatımın hiç bi döneminde Adnan Polat’a karşı olmadım, bu sene başına kadar da gayet sevdiğim bi isimdi. Polat’a ön yargılı olsam bu yazı iki katına çıkardı herhalde. Bugün geldiğimiz noktada Türk Telekom olayı dahil (ki tek olumlu icraatları) hep kötü yönetilmiş Galatasaray. Her zaman yaptıkları hataları örtecek bir şeyler buldular ve bu sayede seçimde Adnan Öztürk aday olduğunda adamı hiç tanımadan herkes hainmişcesine “sen nasıl karşı aday olursun” diye yüklendi, tribünler hala Adnan Sezgin istifa diye bağırabiliyorlar ancak. Rijkaard gittiğinde taraftar gözünde yıpranmamış isim olsun diye Tugay mı yem edilir mi başkası mı bilmiyorum ama bu koca koca şirketlerini yöneten adamlar şimdiye kadar güttükleri politikaların sonuç vermediğini görüp devrimi kendi beyinlerinde yapmazsa kendileriyle beraber kulübü de çekecekler çukurun içine.

Futbol takımı için umut var. Eğer gerçekten kendilerinin değil de takımın selametini düşünmeye başlarlarsa sorunların kaynağını bulup iyileştirmeleri imkansız değil. Adı bilinmeyen Skibbe de gelse dünya markası Rijkaard da gelse değişen bir şey olmuyorsa bunun çözümü bu isimleri kovmak değil kendi kulüp yönetiminde yanlışlar olduğunu farketmektir. Bunu görmek için süper zeka olmaya ihtiyaç yok. Yok, amaç taraftarı sakinleştirmek için hamleler yapıp iktidara devamsa kovun tabii Rijkaard’ı. Kocaman bi kıraathaneden fazlası olmayan bu ülkede her zaman alkışlanırsınız. Ama Rijkaard’ın gittiği gün yönetiminizle beraber siz de kendinizi fesh etmek zorundasınız sayın Polat, iyi yöneticiliği de geçtim insaniyet bunu gerektirir. Daha fazla gerizekalı yerini konulmak istemiyoruz çünkü.

* Ocak 2011 güncellemesi; Gerizekalı yerine konulmaya devam.

"Tükenişin Kronolojisi #III" yazısına 2 Yorum yapılmış.
13_ruzgar_13 yazmış bi'şeyler:

Bu sene ilk maçlardaki başarısız sonuçlardan sonra gidip Rijkaard’a hesap sormuş.”Bu başarısızlıkların nedeni ne?” demiş.
Rijkaard da yazık “Nedeni sensin y.r.ğ.m.Bi de soruyo şuna bak.”diyememiş.

İnsan biraz utanır bu soruyu sormaya.Adam yaz boyu transferler kampa yetişsin diye kendini paraladı.Sen son gün istemediği isimleri getirdin.Bir de istediği herkesi aldık artık bahanesi yok diyerek adamı taraftarın önüne attın.Adnan Öztürk dışında bir aday çıksa da kurtulsak şundan.

Fritz Fassbender yazmış bi'şeyler:

“bundan sonra top rijkaard’da, biz üzerimize düşeni yaptık”. eylül 2010.

Yorum yap



Okuduğunu anlamayanların yorum yapması yasaktır!

Sorosçu Aslanlar ® · Copyright © 2010 · Tübilmer · RSS2 · RSS · Atom · RDF
Kayıt Ol · Şifre Neydi?
Zamanlama çok açısından manidar
Ocak 2011
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara   Şub »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31