03 Ocak 2011 · Fritz Fassbender · 2 yorum

Bu yazıyı aylar önce Galatasaray Sözlük‘te yazmıştım. Her gün gelen yeni haberlerle yönetim için “yok artık bunu da yapmazlar” demeye devam ediyoruz, bugünki dedikodular sonrası Adnan Polat’ın 2005 sonrası Galatasaray macerasına yeniden dönelim dedik. Malumu ilan bi nevi. Her fırsatta teknik direktör kellesi isteyen, Kalli’yi, Skibbe’yi, Rijkaard’ı yiyen zihniyete göz yuman ve Bülent’in Hagi’nin yem edilişine balıklama atlayan çoğunluğun da bu “yorum katılmamış” süreci iyi algılamasıdır dileğimiz. Üçlemenin ilk yazısıdır bu, devamı gelecek.

2 ağustos 2010 itibariyle Galatasaray çok kötü durumda. Ligde 2′de 0 yapmış. Avrupa’da dandik takımlar karşısında 3′te 1 galibiyeti var. Oyuncu grubu problemli, teknik ekibi gidici, taraftarı ruhen çökmüş. Buna rağmen kişisel olarak hiç olmadığım kadar sakinim nedense. Geçen sene 6′da 6 yaptığımız süreçte bile daha çok öfkelenecek şey buluyordum ama şimdi bir iki futbolcuya takmam dışında neşem yerinde. Hayal kırıklığım büyük o ayrı ama bu hayal kırıklığı beni umutsuzluğa sürüklemek yerine helva gibi bi adama dönüştürdü nedense. İki gündür havalar güzel bi kere. dün yatarken ilk kez üstüme bişi örttüm. püfür püfür. Daha ne olsun mına koyim. Neyse, başka bişi diyorduk. ve her şeye rağmen işlerin düzeleceğine dair sağlam bi umudum var. Dibe vurmanın getirdiği salakça özgüven hissindendir belki bilmiyorum. Ama girip ne Rijkaard’ı savunasım, ne Hakan Balta’ya sövesim var.  Tek isteğim temel soruna, takımın yönetilişine dair kendi kendime bi beyin fırtınası yapıp Adnan Polat yönetimi kronolojisini ortaya dökmek. beyin bedava evet.

Önce hala havanın bunaltıcı olduğu yerlerde yaşayanlara bi kıyak geçip serin bi aralık akşamına gidelim. 2005 Aralık’ına. Özhan Canaydın yönetimi İkinci Terim Dönemi fiyaskosundan sonra Hagi’yi getirmiş, efsane yöneticilerimizin ayak oyunlarıyla onu da canından bezdirmiş ve krediyi tüketmiş. Yaz başı Erik Gerets getirilmiş, kimsenin inancı yok takıma. Ribery kaçmış, Pires gelmemiş, en büyük transferlerimiz İliç ve Heinz. Yine de takım sezona çok iyi başlamış, üçer beşer atıyor her maç. Ama para sıkıntısı var. Alacaklar ödendi ödenmedi derken devre arası gelmiş. Durmadan oyuncular antremana çıkmayacak haberleri geliyor. Allahtan Gerets büyük adam. Bülent Tulun‘la idare ediyorlar takımı. Yabancısıyla yerlisiyle gururlu bi oyuncu grubu da var. Ama camia çok rahatsız. Taraftar yeni seçimde Canaydın gitsin diye tutup kendi kendini skecek kıvama gelmiş. İşte bi aralık gecesi televizyonu bi açıyoruz, Serhat Ulueren’in karşısında Adnan Polat. Taraftarın sevgilisi, uzun zamandır ortalıkta görünmeyen Adnan Polat. Yardım kampanyası başlatıyor Galatasaray için. Fikir o zamanki şartları düşününce kötü değil ama şekil çirkin. Millet telefonla katılıp “bi beş bin lira da benden çalışır eheheh” filan diyor. Adı unutulan Adnan Polat yeniden ülke gündemine giriyor. Serhat Ulueren herhalde artık yönetime girmeyi düşünürsünüz filan diye zorluyor, hiç öyle niyetim yok tek amacım Galatasaray’a hizmet diyor Polat. Ama seçim zamanı geldiğinde Yiğit Şardan’ın mutlaka kazanmasını bekleyen taraftar şok oluyor, Polat Canaydın’ın listede. Bir önceki dönem Hagi’yi yem ederek kazanan Canaydın bu sefer yine akıllıca bi hamleyle Polat’ı yanına çekip seçimi kazanıyor.

Lig sonu malum. Takım efsanevi bi şampiyonluk kazanıyor. Şampiyonluk kutlamalarında Gerets – Tulun ikilisinden çok devre arası yönetime giren Adnan Polat başrolde ama olsun, zaman bunları düşünecek zaman değil. 4 yıl sonra şampiyonluk gelmiş, hem de olabilecek en şahane şekilde. Herkeste bi bayram havası. Yaz başı operasyonuyla Tulun tasfiye ediliyor bu arada. Tulun şimdi çok kötü bi yorumcu olabilir ama iyi idareci adam. Gerets’in dilinden anlıyor, müthiş uyumlular, elinden geleni yapıyor hocanın isteklerinin olması için. Yerine Adnan Sezgin geliyor. O zafer sarhoşluğu içinde bomboş geçiyor yaz ayları. Transferler İnamoto ve Carrusca. Adnan Polat futbol şubesinin tamamen başına geçiyor ilk kez ve devre arasında Gerets gidecek söylentileri çıkıyor. Hala nedenini anlamadığımız şekilde sözleşme yenileniyor Erik babayla. Ama takım çoktan kopmuş ligden. Adnan Polat sözünde durmuyor ve Gerets gönderiliyor.


Yaz başı Kalli geliyor. Adnan Polat yönetimde olmadığı sürece futbolla ilgilenmemiş herhalde diyoruz, ne Kallisi lan sene 2007? Yine de güvenimiz tam. Kalli de ccc beyaz tilki ccc sonuçta. Hem güzel transferler yapılıyor, tam vaktinde hem de. Linderoth – Lincoln ikilisi senelerdir görmediğimiz düzeyde oyuncular. Onların yanına o zaman “yeniden yapılanma” diye lanse edilen ya tutarsa transferleri Servet, Barış, Serkan, Bouzid alınıyor. Bi klasik olarak son saniyede Nonda da alınıyor. Süper takım lan daha ne olsun. Sezona da iyi giriyoruz. Ama tuhaf krizler baş gösteriyor takımda. Beşiktaş maçında Hakan – Lincoln kadro dışı kalıyor. Yönetimce geçiştiriliyor bu durum. Devre arası büyük destekle Adnan Polat başkan oluyor. Türk Telekom Arena’ya start veriliyor filan. Takıma gelirsek e Beyaz Tilki yaşlı tabii, Oftaş deplasmanına gitmiyor takımla. İkinci devreyle beraber futbolcular mutsuz, Kalli mutsuz lafları çıkıyor. Yönetim hala kedidir kedi havasında. Son altı haftaya girerken sabah bi uyanıyoruz, Kalli gitmiş. Gençlerbirliği deplasmanı öncesi.


Çok överek getirdikleri adamı yönetemiyorlar. Hem de suçu ona atıyorlar “kendi istifa etti kardeşim” diyerek. Ama Kalli futbolcuların Adnan Polat’a kendisini şikayet ettiğini, Polat’ınsa futbolculara ceza vermeyi bırak kendisinin işine karıştığını söylüyor. Allah allah? Galatasaray’da futbolcunun başkana hocasını şikayet ettiği nerede görülmüş. Ama Kalli sevilen bi adam değil tabii medya ve taraftarca. Hem maç sonrası sorulan “bugün 5 şehit verdik ne diyeceksiniz bu duruma?” şeklindeki çok haklı soruya “ben bu konulara girmem” demişti di mi, pis herif, sorosçudur kesin. Kimse sallamıyor tabii bu futbolcu – başkan kankalığı tuhaflığını.

Kalli gidince yeni bir sınav başlıyor taze yönetim için. Gençlerbirliği maçı atlatılmış, kalmış 5 hafta şampiyonluğa. O hafta medya gazıyla Abdullah Avcı‘nın kapısı çalınıyor. İki hafta sonra İBB’yle maçımız var, şık olmaz diyor bi kesim ama dinleyen yok. Herkes transfere bitti gözüyle bakarken henüz 6 aylık süper lig tecrübesi olan Avcı’dan red cevabı alıyor Galatasaray yönetimi. Başka alternatif yok tabii. gs.org’a hemen haberi çakıyorlar; “aslanlarla yola devam“. Vay amına koyim. Yav bi gün önce saatlerce Abdullah Avcı’yla görüşmediniz mi? nerden çıktı bu aslanlar hamaseti. Cevat Güler Adnan Sezgin gölgesi altında teknik sorumlu oluyor. Linderoth sakat, Lincoln’ün havası sönmüş, “işte yerlilerin gücü” gazıyla şampiyonluk geliyor. O “tamamı türk 11, işte aslanlar” gazı ileride çok pahalıya mal olacak takım için ama şampiyonuz mına koyim onu mu düşünecez. Tabii çarşaf çarşaf Adnan Sezgin, Adnan Polat röportajları gazetelerde. Cevat hoca’nın adı anılmıyor. Hakları tabii, 1 sene boyunca bi yönetimin yapmaması gereken ne varsa yapmışlar ve karşılığında şampiyon olmuşlar. Konuşacaklar, anlatacaklar. Macera yeni başlıyor çünkü.

Derken dehşet içerisinde son sigaramın kaldığını farkettim. Maçtı filan derken unutmuşuz sigara almayı, şimdi bi umutsuzluk geldi işte. Sigara olmadan mümkün değil devamını getiremem yazının, en iyisi uyuyayım yarın bu sevgi hikayesini tamamlarız. bu arada hava da bunaltmaya başladı yeniden, o kadar zaman geçti mi arkadaş. Neyse, arkası yarın…


Bu fotoğrafın konuyla bi alakası yok, görsel ararken denk geldim, komik ama Adnan Polat yönetimi kadar değil diyerek Levent Kırcalığımızı da yapalım.

"Tükenişin Kronolojisi #I" yazısına 2 Yorum yapılmış.
Meistar yazmış bi'şeyler:

cCc Beyaz Tilki cCc

13_ruzgar_13 yazmış bi'şeyler:

“Şehitler ölmez vatan bölünmez.”

Yorum yap



Okuduğunu anlamayanların yorum yapması yasaktır!

Sorosçu Aslanlar ® · Copyright © 2010 · Tübilmer · RSS2 · RSS · Atom · RDF
Kayıt Ol · Şifre Neydi?
Zamanlama çok açısından manidar
Ocak 2011
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara   Şub »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31