26 Aralık 2010 · Sherlock Holmes · 2 yorum

Türkiye’de sadece Galatasaray’a odaklanıp, takımın eski şaşalı günlerine ” modern zaman futbolu ” oynayarak ulaşması için eksiklikleri tespit etmekten  ve bu eksikliklerin giderilmesi için izlenmesi gereken yolları anlatmaktan vazgeçtim. Türk zihniyetinin; başarılı olanın ayağını kaydırmak üzerine kurulu olduğunu düşününce olayı Galatasaray kulübünün sınırlarının dışına taşımak icab etti.

Her ne kadar böyle söylesem de; benim sunduğum projelerin başlatıcısı ve devam ettiricisi olarak bu ülkede yer alan tek kulüp Galatasaray. O yüzden de fikirler ve projeler Galatasaray üzerinden şekilleniyor her daim. Mesela yetenek/verim analizi yapabilecek bir analist görevlendirme fikriyatı ve uygulamaya geçirilmesi, bu ülkede sadece Galatasaray gibi bir kulübün vizyon sınırları içerisinde.  Altyapısıyla, genç yeteneklere verdiği önem ile ve en önemlisi de ” Galatasaray’a gidersem öyle veya böyle bir şekilde kadroda yer alırım ” algısını yaratmasıyla futbolcular üzerinde olumlu yönde bir psikolojik etki yaratmakta. Yani futbolcu öğüten bir kulüp olmadı bugüne kadar Galatasaray. O yüzden hala bir çok futbolcunun can-ı gönülden formasını giymek istediği takım.

Velhasılkelam; bu yetenek/verim analizi konusunda üç beş bir şeyler çiziktirmek icab ediyor. 11-12 yaşından başlayan ve 19-20 yaşına kadar devam eden bir altyapı eğitiminden sonra a takım futbolcusu olarak sahne alan birey, geçirdiği 8-9 senelik futbol eğitiminde nasıl şekilleniyor, nasıl yoğruluyor, nasıl motive ediliyor bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey; bu ülkede topa vurmayı bilen adamı forvet oynatmaları veya fizikli olan adamı defans yapmaları. Kaleciyi nasıl seçtiklerini ne siz sorun ne de ben söyleyeyim, tam bir komedi.

Bu zihniyet süregittiği takdirde yetişen futbolculardan zerre kadar verim alınamayacak. Bu duruma maruz kalanların ise karanlık birer gelecekleri ya da en iyi ihtimalle Boluspor kariyerleri falan olacak. Sağ ayaklı adam sağ açık ya da sağ bek oynar diye bir kaide yoktur. Tüm olay o adamın kendisini zihninde sağ bek ya da sağ açık olarak şekillendirmesidir. Bu olay, diğer tüm mevkiler için de geçerlidir. İşte bu noktada insan psikolojisinden bilimsel olarak zerre anlamayan antrenörler, futbolcuların mevkileri konusunda yanlış seçimler yaparak ve o seçimlerinin doğru olduğunu düşünerek, futbolcuyu o mevkiye göre hazırlamaya çalışıyorlar. Dünyanın en tehlikeli insanı; yanlış bildiği şeyin doğru olduğunu düşünen insandır ve bu tür insanlardan Türk Futbolu içinde çokça var. Neyse ki benim gibiler de var bu ülkede. O yüzden ümidim var.

Kulübün bu noktada yapması gereken tek şey; altyapıya lafta değil, icraatte değer verdiğini göstermek adına bilimsel olarak yetenek/verim analizi yapabilecek analistler ile protokol yapmaktır. Öyle karpuz seçer gibi mevkiye adam seçen antrenörlerle değil, bu işi tamamen bilimsel veriler ve bireyin futbola dair psikolojik eğilimlerinden sentez üreten profesyonellerle yapmaktır.

Sevdiğim bir abimiz anlatmıştı. Zinedine Zidane; rakipten dönen topun en çok hangi bölgede savunmasız kaldığını öğrenmek için bilim adamlarından bir araştırma yapmalarını istiyor. Araştırma sonucunda da ortaya 17. Bölge diye bir kavram çıkıyor. Zidane’a diyorlar ki; topun rakipten döndüğü esnada en savunmasız kaldığı bölge, genel olarak 17. Bölge diye adlandırdığımı ceza sahası dışının  tam sol olmayan çaprazıdır. Zidane bu bilgiyi edindikten sonra o takım hücumdayken, o bölgede daha çok gezinmeye başlıyor. Bu sayede de topları rahatlıkla alıp, takımın tekrar etkili şekilde hücum etmesine ön ayak oluyor. Bu araştırma İspanya Ligi baz alınarak yapılmış, Türkiye Ligi için aynı sonucu vermez haliyle ama bir pay çıkarılabilir değil mi?

"Bilim Ne Arar La Futbolda" yazısına 2 Yorum yapılmış.
13_rüzgar_13 yazmış bi'şeyler:

Yazı harika olmuş.Ne zamandır benim de dikkatimi çekmişti;hangi futbolcumuz futbolu bıraksa alt yapının başına geçmesi teklif edilirdi.Bunlar da orada biraz oyalanır;daha sonra ya A takımda görev alır ya da başka bir takıma teknik direktör olurlardı.Sanırım bu şekilde yapılarak bana vefasızlık yaptılar demeleri engelleniyordu.
Tugay Kerimoğlu da buna son örnek.Ondan önce de Suat Kaya falan vardı.Bence yönetimin altyapıyı gönül alma ve geleceğin A takım teknik direktörünü yetiştirme merkezi olarak kullanmayı bırakması lazım.
——————————————————————————————
Ben lisedeyken sınıfın en şişmanı sınıf kalecisi yapılırdı.İnşallah kastettiğin sistem de buna benzer bir şey değildir. :)

Serkan KAYA yazmış bi'şeyler:

Konu Galatasaray olunca en az dizi filmler gibi ilginç ve süprizlere açık oluyor.Hangi konuya el atsan birkaç ansiklopedi dolduracak kadar çarpıklık ortaya çıkıyor.

Bence sorun bizim, kültür ve bakış açımızda.Ülke olarak zihinsel gelişim konusundaki sıkıntıları, futbolla paralel düşününce, futbolcularımızın neden gerekli sıçramayı yapamadığı daha iyi anlaşılıyor.

Okumaktan, ziyade kulaktan dolma ve görsel yöntemlerle öğrenmeyi seven bir toplumuz.Bu yüzden, futbolcularımız ve insanımız soyut değil somut yönlendirmelerle daha başarılı oluyor.Okumak, insanın aklına hitap ettiği gibi aynı zamanda hayalgücünede büyük destek veriyor.Okuyan, yada bu kültürle yetişmiş oyuncular başları sıkıştığı zaman o gelişmiş hayalgüçleriyle belki daha önce hiç denenmemiş bir şeyi deneyebiliyorlar.Bizde ise daha evvel örneği görülmemiş bir şeyi yapmak hem akla gelmiyor, hemde ayıp sayılıyor.

İşte Rijkaard gibi hocaların ülkemizde başarısız olmasının nedeni bu.Batı avrupa kültürü almış adamları getiriyoruz, sonra onlar saha içinde ucu açık ve soyut(oyuncuya insiyatif bırakan) görevler veriyorlar, sonra da sistem iptal oluyor.

Bilmiyorlar ki, ülkemizdeki eğitim ve iş anlayışı ancak askeri düzenle yürüyebiliyor.Bu yüzden futbolculara kesin görev tanımı yapmalı, görevin doğru anlaşılıp, anlaşılmadığı da askerdeki gibi emir tekrarıyla kontrol edilmelidir.Sistemi ve hocaları düşünecek olursak, bu zihniyetteki futbolcular hoca olduğu zaman onlardan başka bir düşünce ve anlayış beklemek yanlış olur!?

Yorum yap



Okuduğunu anlamayanların yorum yapması yasaktır!

Sorosçu Aslanlar ® · Copyright © 2010 · Tübilmer · RSS2 · RSS · Atom · RDF
Kayıt Ol · Şifre Neydi?
Zamanlama çok açısından manidar
Aralık 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Kas   Oca »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031